Can: Geniş zaman söz konusudur ve sahip olduğumuz hüner ve becerileri ifade ederken kullanırız ya da tam tersi durumlar için kullanırız.
Olumsuz formu can/cannot şeklindedir. Sakın ha can not demeyin.
- I can swim.
- I can ski.
- I can skate.
- Mustafa can run fast.
- Birds can fly.
- They cannot speak italian.
- He cannot read and write.
- He can swim very fast.
Be able to: Anlamca ''Can'' yapısından bir farkı yoktur tek farkı biraz daha formal olmasıdır. Yani resmiyet ve seviyenin olması gerektiği durumlardan bahsediyoruz.
Be able to + verb infinitive.
- I'm able to run.
- I'm able to ski
- He isn't able to read.
- I'm not able to read arabic.
- I am able to drive a car.
- He's able to speak Japanese.
Could ve Was/were: Can ve Be able to formunun past biçimidir ve doğal olarak geçmiş zamandan bahsediyor oluruz. Gerçekleştirebildiğimiz veya gerçekleştiremediğimiz eylem ve durumlarda kullamırız.
- He could speak English well when he was six
- He was able to speak English when he was six.
- I could swim well when I was a boy.
- I was able to swim when I was a boy.
- He could run faster than anyone else.
- He was able to run faster than anyone else.
- They couldn't read or write.
- They were not able to read or write.
- In spite of climbing for hours, we couldn’t get to the top of the mountain.
- In spite of climbing for hours, we weren’t able to get to the top of the mountain.
Dikkat: Was/were able to kullandığımızda ifademizde, Bir kişinin geçmişte bir eylemi yapmaya imkanı ve becerisi olduğunu ve bunu sorunsuz şekilde, başarıyla yapmış olduğunu ifade etmiş oluruz.
- She was able to talk to him. > Onunla konuşabilirmiş engel yokmuş ve konuşmuş.
- My brother was able to drive a car. > Araba kullanmak için yeterli vasfı varmış ve kullanmış.
Yani Could kullanımını geçmişte üstesinden gelebildiğimiz, başardığımız, idare edebildiğimiz durumlar için kullanamıyoruz. Could kullanımı sadece beceri, hüner, yetenek (ability) anlamı ifade eden durumlar için kullanılabiliyor.
- I could reach Selin
- Seline ulaşabildim.
Seline ulaşabilmek bir yetenek mi hüner mi ? - Hayır değil sadece bir durum. O yüzden;
- I was able to reach Selin.
- Selin'e ulaşabildim.
- After a few hours, we were able to get to the top of the mountain.
- Bir kaç saat sonra, dağın zirvesine vardık.
- After a few hours, we could get to the top of the mountain.
- Bu kullanım doğru değil.
➤Bir diğer durum, eğer bir kişinin bir şeyi yapmaya eli varıyorsa ve onu yapmadıysa,
Couldn't have verb3 kullanırız.
- I could have been more careful.
- Daha dikkatli olamadım. (ama olabilirdim)
Yada, bir kişinin bir şeyi yapmaya imkanı yoktuysa ve bu sebeple bunu yapamadıysa yine,
Couldn't have verb3 kullanırız.
- I couldn't have gone with you, because I was in Balıkesir at the time.
- Seninle çıkamadım çünkü o vakit Balıkesir'deydim.
➤Could, kullanımını ayrıca ''can'' yapısı söz konusu olduğunda söz aktarımlarında (reported speech) karşımıza çıkar.
- Ahmet: I can speak arabic.
- Ahmet said he could speak arabic.
➤Could/Can ve May/Might geniş zamanda veya gelecek zamanda olasılıklar için kullanılır.
- Don't eat it. It could be poisoned.
- Onu yeme. Zehirli olabilir.
Ancak olumsuz durumda ''could not'' kullanmıyoruz.
- The exam could not be easy.
- The exam may not be easy.
➤ Can ve could izin yetki ve yasak (permission) durumları için de kullanılır.
- You could come and use my car
- You cannot go out during the week.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.