31 Aralık 2017 Pazar

İngilizce Arrive at / Arrive in Arasındaki Fark..

İngilizce de her fiili başımıza buyruk, her kafamız estiğinde istediğimiz yerde kullanamayabiliyoruz bazen.. Bu durumdan yola çıkarak Arrive fiilinin At/In unsurlarıyla kullanımına değinelim..

Arrive: Varmak, Ulaşmak.

To Arrive at:   Varış ve ulaşım yeri olarak herhangi bir noktadan bahsediyorsak bu şekilde ''at'' ile beraber kullanırız. Bu bir ev,iş yeri, okul, bir bina olabilir..

-When I arrived at city hall, it was closed.

 City hall bir nokta, bir yapı gibi düşünülmeli..

⧭ Soyut durumlarda da Arrive at kullanırız:

To arrive at a conclusion: Bir sonuca varmak.


To Arrive in: Bu şekilde kullanım söz konusu olduğunda ise varılan yerin çok geniş bir alanı
kapsadığını düşünebiliriz..  Bir şehir,köy veya bir ülke..

- Immigrants have arrived in Turkey.

Turkiye bir ülke olduğundan  ''in'' kullandık.


Bir ikaz edasında ifade etmek gerekir ki  Arrive to   kullanımından mümkün mertebe kaçınılmalıdır.

İngilizce Past Perfect Tense Konu Anlatımı..

İngilizce Past Perfect Konusuna detaylarıyla ve bir kaç örnekle  beraber değinelim..

İlk olarak formül  Had + V3  şeklindedir.


Past Perfect zamanını sona ermiş iki eylemin ifade edilişinde hangi eylemin daha önce bitmiş olduğunu vurgularken kullanırız. İki eylem söz konusudur ve bu iki eylemden bir tanesi, diğerinden daha önce sonlanmıştır. Ana fikir budur..



- I had gone out  when my mother arrived home.

- Annem eve vardığında ben evden ayrılmıştım/ayrılmış durumdaydım..

- When they invited us we already had started eating.

- Onlar bizi davet ettiğinde, biz çoktan yemeye başlamıştık.

- I was/had been a carpenter before I became a salesman.

- Satıcı olmadan önce marangozdum.

- By the time Selin got there, I had already left.

- Selin oraya vardığında, ben çoktan ayrılmıştım.

By the time >  -inceye kadar, -e kadar,  -meden önce, dığı zaman..


➯  Örnekleri incelediğimizde Past Perfect kullanılan cümlelerin sona erme zamanları Past Tense ile kullanılan cümlelere göre daha önceye, geriye dayanmaktadır.



After ve Before zarfları cümlenin içinde kullanılıyor ise veya kullanmayı tercih ettiysek, Past Perfect zamanı kullanma zorunluluğu ortadan kalkar ve Past Tense zamanı da uygun bir kullanım

olur. Çünkü cümledeki zaman ilişkisi, neyin önce veya sonra olduğu bu zarflarla belirtildiğinden zaman gayet açıktır.


- I had left before Selin got there.

- Selin left before I got there.

- After the customers had left, we closed the shop.

- After the customers left, We closed the shop.

⧫ Görüldüğü gibi, Before/After zarfları zamansal vurguyu zaten verdiğinden Past Perfect zorunluluğuna ihtiyaç kalmamıştır ve Past Tense zamanı da kullanıma açıktır.




Past Perfect zamanının önümüze çıktığı bir diğer alan ise, ''Reported Speech'' konusudur.

Bilindiği üzere konuşucunun ''Simple Past Tense'' ile yaptığı söylemi aktarırken bu zamanı kullanırız.


- Refik:   I lost my wallet.

- Refik: Cüzdanımı kaybettim

- Refik said that he had lost his wallet.

- Refik cüzdanını kaybettiğini söyledi.



Past Perfect zamanının karşımıza çıktığı yerlerden biri de Roman&hikaye tarzı yapıtlardır. Küçük bir hikayede yazar önce Past tense zamanıyla başlamıştır ve bahsettiği kurgunun daha öncesinde yaşanmış bir olayı Past Perfect ile anlatır. Tıpkı örneklerde görüldüğü şekilde..


Olumsuz form ise;    Had not V3 şeklindedir.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilir yayınımızı zenginleştirme imkanı sağlayabilirsiniz.

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [2]

Önce Metni Okuyalım

International Women's Day (IWD) is marked on March 8 every year. Countries around the world celebrate IWD to give credit to the economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries. The IWD was first celebrated on 19 March 1911 in Germany following a declaration by the Socialist Party of America. It's only in the beginning of the 20th century that the day was officially and internationally acknowledged due to the rapid industrialization and the social protest that it accompanied.
                                         
                                     - My English Pages / (IWD)


International Women's Day: Dünya Kadınlar Günü..
To be marked: Belirlenmiş olmak, işaretlenmiş olmak..
On March: Aylarda ''on'' edatının kullanılması..
Countries Around the world: Dünya üzerindeki ülkeler / Dünya Ülkeleri..
To celebrate: Bir şeyi kutlamak..
IWD: International Women's Day..
Achivement: Başarı, zafer..
Show respect: Saygı göstermek..
Contribution: Katkı, yardım..
Development: Gelişme..
In Germany: Ülke isimlerinde ''in'' edatının kullanılıyor olması..
Declaration: Beyanname, bildiri..
Offically: Resmi olarak..
Due to: -den dolayı, - yüzünden/sebebiyle
Accompain: Arkadaşlık etmek, beraberinde gelmek, refakat etmek..
Century: Yüzyıl
Acknowledge:  kabul etmek, itiraf etmek, tanımak..
Protest: itiraz, red, protesto..
Rapid industrialization: Hızlı sanayileşme..

⧫ Countries around the world celebrate IWD to give credit to the

economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries.  
 > To give credit to .............. of women..
 > Bu cümlede give credit fiili, Kadının ülkelerindeki politik ve sosyal gelişmelerdeki başarısını, ülkelerinin gelişimine sağladıkları katkıya itibar edilmesi, yüceltilmesi için kutlamanın yapıldığını ifade eden bir anlam taşımaktadır.

➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak o şekilde kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

30 Aralık 2017 Cumartesi

İngilizce Present Perfect Progessive/Continuous Konu Anlatımı..

Bu yayınımızda İngilizce Present Perfect Progressive konusuna değiniyoruz ve bir kaç madde halinde  kabaca bu konuya bir göz atalım:

Öncelikle formülümüz  Have/Has   VERB3  + ing  şeklindedir. 



➤ İngilizce'de Present Perfect Progressive zamanını geçmişte başlamış ve şuanda da devam eden eylemin veya durumun zamansal açıdan ifadesi söz konusu olduğunda kullanırız. Yani odak noktamız geçmişte başlayan ancak halen devam eden bir eylemi zamansal açıdan vurgulamak durumunda olduğumuzda kullanıyoruz Özetle bahsi geçen eylem ve durumun zaman ve süre açısından ifadesi..


➧ Eylem veya durum geçmişte başladı.

➧ Şuan içerisinde devam ediyor
¿ Peki bu eylem ne kadar zamandır devam ediyor ne zaman başladı? ne kadar sürdü? İşte tam bu kısımda Present Perfect Progressive devreye giriyor.


- Right now I'm sitting at my chair.

- Şu anda sandalyemde oturuyorum.


⧭  Örneğe bakalım, Present Progressive şimdiki zaman cümlesi ve şuan da oturuyorum.. İzaha gerek var mı ? Yok. - Akıp giden zamanın içerisinde ben şuan sandalyede oturuyorum.. Devam

edelim:

- I have been sitting at my chair since five o'clock.

-  Saat beşten beri sandalyemde oturuyorum.

- I have been sitting at my chair for three hours

- Üç saattir sandalye de oturuyorum.

⧭ Present Perfect Progressive ile yapılan cümleye baktığımızda, o an gerçekleşen eylemin başlamasından devam ettiği ana kadar zaman ifadesiyle bir vurgu söz konusu > SINCE/FOR/ALL DAY/ALL WEEK gibi..



- It has been raining all day. It's still raining right now.

- Bütün gün yağmur yağdı/yağıyordu. Şu anda da hala yağıyor.



⧪ Ancak Sürekli olmayan fiiller dediğimiz, yani fiziki bir hareketliliğin söz konusu olmadığı, his,duygu,düşünce şeklinde zihinsel ve duygusal temelli fiillerde Present Perfect Progressive zamanını kullanmıyoruz.


Know, Hear, remember, , understand gibi gibi.. Bu fiiller söz konusu olduğunda, Present Perfect zamanını tercih ederiz.


- I Have been knowing İbrahim since I was a child.

- I have known İbrahim since I was a child.
- İbrahim'i çocukluğumdan beri tanıyorum.

➤ Present Perfect Progressive zamanı herhangi bir zaman ifadesi (time expression) ile beraber kullanılmadığı zaman, bir eylemin son günlerde, yakın zamanda halen devam ettiği anlamını bizlere bildirmelidir.



- I have been thinking about looking for a job. This one is not a profitable job.

- İş arıyorum. Şuan ki kazançlı bir iş değil.

> Burdan çıkarımımız son günlerde, şu aralar bir iş bakma düşüncesi içinde olduğumdur.




➤➣Bir diğer bilgi ise, düzenlilik, genellik ve alışkanlık ifadesi taşıyan bazı fiillerin hem Present Perfect Tense hemde Present Perfect Progressive zamanıyla kullanılabiliyor olmasıdır.


Work, Live,Teach,Wear, Study gibi ..


- I have been wearing glasses since I was five.

- I have worn glasses since I was five.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

29 Aralık 2017 Cuma

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [1]

Önce Metni Okuyalım⧫

Anti-government demonstrations that began in Iran on Thursday have now spread to several major cities. Large numbers reportedly turned out in Rasht, in the north, and Kermanshah, in the west, with smaller protests in Isfahan, Hamadan and elsewhere. The protests began against rising prices but have spiralled into a general outcry against clerical rule and government policies. A small number of
people have been arrested in Tehran, the capital. They were among a group of 50 people who gathered in a city square, Tehran's deputy governor-general for security affairs told the Iranian Labour News Agency. The US State Department condemned the arrests and urged "all nations to publicly support the Iranian people and their demands for basic rights and an end to corruption".

- BBC


Anti-governement: Hükümet Karşıtı.
Demonstration: Gösteri
On Thursday: Günlerden bahsederken ''on'' edatını kullandığımız gerçeği..
Spread to: Bir şeyin, bir şeye/bir yere yayılması..
Reportedly: Deniliyor ki, anlatılanlara göre..
Turn out: Çıkmak.
In the north: Güney/Kuzey yönleri ifade ederken, ''in'' edatının gerekliliği..
Elsewhere: Başka yerde..
Rising Prices: Artan fiyatlar
Spiralled into a general outcry: Protestoların giderek/yayılarak  genel/ulusal bir çığlık/ayaklanış  haline gelmesi..  Spiral: kıvrılarak gitmek/sarmal yapmak
Clerical rule and government policies: Bürokrasi ve hükümet politikaları..
To Arrest: Tutuklamak, El koymak..
Gather: Toplanmak..
City Square: Şehir meydanı..
Tehran's deputy governor-general for security affairs: Güvenlik işlerinden sorumlu Tahran Millet Vekili Vali..
Iranian Labour News Agency: İran Haber Ajansı..
To Condemn someone: Birini kınamak..
Arrests: Bu defa isim hali tutuklamalar..
Policely: Açıkça, Alenen, kamu adına/ kamu yararına..
Demand: İstek talep
To Urge someone to do something: Birini güçlü/ısrarcı şekilde bir şey yapmaya davet etmek/baskı kurmak
Corruption: Bozulma,Yolsuzluk..


Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

İngilizce Simple Past Tense ve Present Perfect Tense Arasındaki Fark..


Bu yayınımızda her zaman karıştırılması kaçınılmaz olan veya bu iki zamandan da örnek cümlelerle karşılaşıldığında bir mana eklemenin zor olduğu yada kimi zaman arasında hiçbir fark göremediğimiz, Simple Past Tense ve Present Perfect Tense arasındaki farklara, ince çizgilere değinmenin, mecburi veya keyfi İngilizce öğrenenlerin yararına olacağını düşündük öyleyse lafı uzatmadan kısım kısım, bir ondan bir diğerinden bu farklara bir göz atalım.




Present Perfect Tense:  Bu zamanı tercih edeceğimiz anlardan biri, söz konusu durum ve eylemimizin belirgin bir zamani tasfir etmiyor olmasıdır. Yani geçmişten bir yaşantı söz konusu ancak spesifik bir zaman belirtisi yok geçmişte bir zaman işte..


- I have met Rüzgar, but I haven't met her sister.

- Rüzgarla tanıştım ancak kız kardeşiyle tanışmadım..

➱ Bakın örneğimize baktığımızda geçmişte bir olay söz konusu ancak bunun ne söyleyenin zihinde ne de cümlenin ifade ediliş biçiminde zamanla ilgili hiç bir emare yok. Bu söylemde bulunan kişi, mazide yaşadığı bir olayı veya düşünceyi aktarıyor o kadar.


- I saw this man.

- I have seen this man.

➯ Bir örnek daha.. ikisinden de ''Bu adamı gördüm'' anlamını ediniriz. Ancak iki farklı şekilde de kullanılıyor olması zevki ve keyfi bir durum mudur değildir. Bir ayrım söz konusu.


➾ I saw this man  > Bu adamı gördüm.. Ne zaman? Geçmişte vaktini, anını bildiğim hatırladığım bir zamanda gördüm.. Bunu belirtirim veya belirtmem ama o zamana vakıfım..


➾ I have seen this man. > Bu adamı gördüm.. Ne zaman? işte bu kez, ne zaman ne vakit olduğuyla ilgili bir bilgi, bir ima yok. Gördüm mü ? Gördüm.. Bunun ne zaman olduğunu dert eden, kafasına takan kimse de yok.



Simple Past Tense: Bu kez ise, geçmiş zamandan bahsederken, belirgin, ayırt edici, spesifik bir zaman kullanmak durumundayız..


- I met Rüzgar yesterday at University, Her sister was there too, but I didn't meet her.

- Rüzgarla dün üniversitede tanıştım kardeşi de oradaydı ama onunla tanışmadım.

Yesterday öğesi burada Past Tense'in varlığını bize kavratmış olmalıdır.




Present Perfect Tense: Bu zaman işlevi olan başka bir durumda neydi geçmişte başlamış ancak halen bugün de devam eden olay ve durumlar için kullanılıyor olmasıydı..



- I have been an engineer for nine years.

- Dokuz yıldır mühendisim..

➯ Burdan ne anlıyoruz ? Ben dokuz yıldır mühendisim, yani halen mühendisim..


- I've known Ömer for ten years

- Ömer'i on senedir tanıyorum/biliyorum

➯ Bakın ben hala onu tanıyorum, bağlantı halindeyim..



Simple Past Tense: Aksi olarak bu zaman da bilindiği gibi eylem geçmişte başlamış ve kuşkusuz bitmiş, sona ermiş oluyordu..


- I was an engineer for nine years, from 1992 to 2002. Now I am a teacher.

- 1992'den 2002'ye kadar, dokuz yıldır mühendistim/mühendislik yapıyordum, şimdiyse öğretmenim.

➯ Bu örnekte de görüldüğü gibi eylem tamamlanmıştır, o süre zarfı içinde ben mühendistim ve artık

değilim.. çünkü öğretmenim, öğretmenlik yapıyorum. Bu durum ise bize Simple Past Tense zamanını kullanmayı mecbur kıldı.


- I knew Ömer for five years.

- Ömeri beş yıldır tanıyordum/biliyordum.

➯ Simple Past tense ile kullandığımız da ise, şu anda artık Ömer'i tanımam etmem, mazinin tozlu topraklı köşelerinde yok olmuş Ömer artık yok gibi bir bağlantımız da kalmamış gibi bir anlam..



⧪ Özet olarak bu iki zamanın aslında kayda değer, dikkate alınması gereken zamansal farkları olduğunu, kalemimiz yettiğince anlatmaya çalıştık umarız ki yararlı olur..



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

İngilizce Present Perfect Tense Konu Anlatımı..

İngilizce'de Present Perfect konusu;

➤ Geçmişte başlamış ve şu ana kadar sonlanmamış devam eden durumlarda ve eylemlerde kullanılır. Biz bu zamanı genel itibariyle ''FOR'' ve ''SINCE'' ile beraberde tercih edeceğimiz durumlarla karşılaşırız. Bu madde içerisinde since/for ile kullanımına değinelim.


Formül belirtmek gerekirse have/has + V3(fiilin 3. formu-Past Participle)  kombinasyonundan bahsedebiliriz.


He/She/It  ➦   has

I/you/we/you/they have

Since:   -den beri anlamına vakıftır ve kullanımında belirgin bir tarih/zaman olmak durumundadır.


- My father has been a teacher since 2003

- Babam 2003'den beri öğretmendir.

- I have been in Malatya since last January.

- Geçen Ocaktan beri Malatya'da bulunuyorum/bulunmaktayım.

For:      -dir/dır şeklinde herhangi bir zaman ifadesiyle kullanımı söz konusudur. (3 aydır/5 gündür vs)



- I have known Niyazi for nine years.

- Niyazi'yi dokuz yıldır tanıyorum/tanımaktayım.

- Mr. Ahmet have worked in the bank for five years.

- Ahmet bey beş yıldır bankada çalışıyor/çalışmaktadır.

Have been/has been  'de nedir her yerde karşımıza çıkıyor diyecek olanlar için,


have + to be 3 formülünü baz alalım.


➧ Bu zaman söz konusu olduğunda Türkçe'yle tam anlamıyla dilbilgisel bir zaman karşılığı ararsak, mantıklı bir sonuca ulaşamayız arkadaşlar  Çünkü Türkçe'de Present Perfect zamanına karşılık gelebilecek bir zaman mevcudiyeti yok. Örneklerde de anlaşılacağı üzere bu zaman için şimdiki

zamanı veya geniş zamanı kullanıyoruz. Yeri gelir -di'li geçmiş zaman bile kullanmak durumunda kalabiliriz bu zamanı ifade ederken. Sonuc itibariyle önemli olan kısmı, bu zamanın mantığını ve işlevini kavramaktır.



➤ Belirgin bir zamanı ifade etmeksizin geçmişte ve şimdiki zaman arasında tekrarlanan eylem ve durumları ifade ederken bu zamanı kullanırız.


- I have seen that film three time.

- Bu filmi üçüncü kez gördüm/görüyorum.

- They have visited us frequently

- Sık sık bizi ziyaret ettiler.

- I have eaten at his home many times.

- Çok defa onun evinde yemek yedim.


➤ Tamamlanmasının veya sonlanmasının üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş olan eylem ve durumları belirtmede kullanırız ve bunu ''Just'' ile belirginleştiririz.


- I have just eaten.

- Henüz (az önce) yedim.

- I have just left home.

- Evden yeni çıktım.


➤ Son olarak ise, yine geçmiş zaman asıllı olan ifadelerde eylemin veya durumun zamanı bilinmiyorsa veya bir önem arz etmiyorsa Present Perfect kullanırız.


- Someone has eaten my chocolate.

- Biri çikolatamı yemiş/yedi.

- I have studied English and French.

- İngilizce ve Fransızca eğitimi aldım.


➽ İngilizce'deki ever,never,yet,still ve already gibi zarflar ise genellikle Present Perfect zamanında kullanılır.

   
Ever: hiç (bir zaman), asla, herhangi bir zamanda.
Never: hiç, hiçbir zaman.
Yet: henüz, şimdiye kadar, şu ana kadar, şimdiyedek.
Still: hala
Already: zaten, evvelce, biraz önce, bir süre önce, daha önce, biraz evvel, çoktan.

- Have you finished your homework yet ?


- I still haven't finished mine.


- Ceyda has already finished his.



                        Tabloda dizilim ve olumlu olumsuz form konusunda bir kılavuza değinilmiştir.






Past Simple ve Present Perfect arasındaki farkları ayırt edebilmek için, ''İngilizce Past Simple ve Present Perfect Arasındaki Fark'' başlıklı yayınımıza göz atın.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

18 Aralık 2017 Pazartesi

İngilizce Made from / Made of / Made out of / Made with Aralarındaki Farklar..

Olur da bir yerlerde bu iki farklı kullanımla karşılaşırız sonucunda  afallamayalım diye ''made of'' ve ''made from'' kavramlarına bir göz gezdirelim.


Made from:  Bir nesnenin yada bir ürünün nasıl üretildiğini anlatmada kullanırız.


- Plastic is made from oil.

- Plastik petrolden yapılır.

 Made of:  Bir şeyin temel madde ve özelliklerinden bahsederken kullanırız. ''Composed of'' tabiriyle eş anlamlıdır.


- She wore a beautiful necklace made of silver.

- Gümüşten yapılmış, güzel bir gerdanlık taktı.

Made out of:  Bir maddenin işlenme evresinin sonucunda başka bir maddeye dönüşme durumu söz konusu olduğunda kullanırız.


- They were living in tents made out of old plastic sheets.



- Eski plastik örtülerden yapılmış çadırlarda yaşıyorlardı.

Made with: Herhangi bir yiyecek veya içeceğin içinde kullanımış olan malzemeleri belirtmede kullanırız.


- This dish is made with beef, red peppers and herbs.

- Bu yemek dana eti, kırmızı biber, ve otlardan yapılmıştır.

Türkçe'yi temel aldığımızda hepsi genel anlamda ''-den yapılır/yapılmıştır'' manasına sahiptir ancak bu ayrımlar konusunda bilgi sahibi olmanın bir zararı dokunmaz..



Kaynak: Cambridge Dictionary

17 Aralık 2017 Pazar

İngilizce Listen For & Listen to & Listen in Tanımları..

''Listen to'' zaten anlamına aşina olduğumuz bir fiildir. Özetle ''Dinlemek'' Birini dinlemek veya müzik dinlemek gibi..

- Children don't always listen to their parents.

- I'm listening to music right now.

''Listen For'' ise bir phrasal verb  olarak karşımıza çıkar ancak sadece Dinlemek anlamının yanı sıra   ''bir sese dikkat kesilmek,odaklanmak'' yada ''bir sesi işitmek adına alarm halinde olmak'' şeklinde bir kullanıma sahiptir.


- We saw lightining and listened for thunder.


''Listen in on'' Bir sese, konuşmaya kulak vermek, kulak kabartmak, kulak misafiri olmak anlamı

vardır.

- Someone was listening in on our conversation.


''Listening in to'' Bir televizyon ve yahut radyo  yayını dinlemek anlamı vardır.


- If you like Turkish Art Music, listen in to broadcast.

14 Aralık 2017 Perşembe

İngilizce Past Progressive / Past Continuous Konu Anlatımı..

İngilizce'de Past Progressive veya Past Continuous zamanı Türkçe'de kabaca Şimdiki Zamanın hikayesi zamanına denk gelmektedir. Baknz: Şimdiki zaman anlamı veren  -(i)yor ekine di'li geçmiş zaman kipi eki olan -di'nin eklenmesiyle oluşur.  Yani özetle, Yapıyordum, ediyordum, gidiyordum, konuşuyordum şeklindeki zamandan bahsediyoruz..


Past Progressive zamanı geçmişte başlamış ancak halen devam ediyor olan eylem ve durumları ifade etmede işimize yarar. Kısaca tamamlanmamış veya bitmemiş eylem ve durumlar söz konusudur.


- Okula hiç geç kalmıyordu.

- Sözleriyle herkese neşe katıyordu.
- Sokaklarda çöp topluyordu.
- İki de bir telaşla saatine bakıyordu.

> Gördüğümüz gibi Türkçe örneklerde de eylemin bitmesiyle sonlanmasıyle ilgili bir anlam veya ibare yok, geçmiş zaman içinde o eylem veya durum gerçekleşiyormuş..


Formülümüz şu şekildedir;


am/is/are  yardımci fiilinin past participle şekli olan,


was/were  + verb + ing


Örneklerle devam edelim..


- They were waiting for the bus.

- Otobüs bekliyorlardı.

- I was having a bath at nine o'clock.

- Dokuzda duş alıyordum.

- My father was watching TV

- Babam televizyon seyrediyordu.

- I was sitting on the patio, and I was waiting for you.

- Avluda oturuyordum ve seni bekliyordum.


⟾  Sonu tek  -e harfi ile biten fiilere -ing takısı getirirken  e harfi düşer ve ekimizi öyle ilave ederiz.


Come > Coming

Engage > Engaging
Have    > Having

Ancak sone çift ''ee'' harfleriyle biten fiillerde bunu yapmayız.


Agree > Agreeing

See    > Seeing

Sonu ''ie'' harfleriyle biten kelimelerde <ie> harflerini kaldırır ve ''y'' ekleriz ardından da -ing.


Lie > Lying 



➽ Şimdiyse Simple Past Tense, Past Progressive(Continuous) zamanlarında epey kullanımı olan

When/While unsurlarını bu zamanlar dahilinde cümle dizilimi ve anlam açısından nasıl kullandığımızı görelim.


Genel manada zarf ve bağlaç pozisyonları ve görevleri olan When/While ikilisini bu konumuzla bağdaştırdığımızda  ikisi için şöyle bir Türkçe karşılık versek pek yanlış yapmış olmayız.


While : - iken

When : - diğinde, - dığında.

Aslına bakarsanız ikisi içinde Türkçe karşılık bulma söz konusu olduğunda bir tıpatıplık, bir aynılık söz konusudur ancak hangisi Past Tense, hangisi Past Progressive zamanıyla kullanılır bunu kavradığımızda, bu keşmekeş durum ortadan kalkacaktır.


- I was walking down the street, when you made a phone call to me.

- Beni aradığında, caddeden iniyordum.

Örnekteki cümlede iki eylemde aynı zamanda gerçekleşiyor ancak bir tanesi (yürümek işi) diğer eylem  (telefon araması) gerçekleşmeden önce vardı ve devam ediyordu.


- While I was walking down the street, it began to rain.

- Caddeden iniyorken,(caddeden yürüyordum)  yağmur başladı.

- While it was snowing, I lit a cigarette.

- Kar yağıyorken (kar yağıyordu) bir sigara yaktım.
- When I lit a cigarette, it was snowing.
- Sigara yaktığımda kar yağıyordu.

- When I got to school, Students were talking in Japanese or Chinese.

- Okula vardığımda öğrenciler Japonca yada Çince konuşuyorlardı.

Görüldüğü gibi [While= Past Progressive] söz konusu olduğunda, [When= Simple Past Tense] söz konusu olduğunda kullanılıyor ve ifade edilmesi gereken bağlaç anlamıda oldukça açık şekilde göz önünde. Önemli olan teknik açıdan When/While ikilisinin hangi zaman ile beraber kullanıldığını kavramak olacaktır.


Olumsuz formu ise;


was not/were not    |   wasn't/weren't


- No, I wasn't listening to music when you called me.

- We were not going to school in that day..


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

İngilizce GET THROUGH Ne demek?

Bir tür Phrasal Verb olan GET THROUGH kavramını anlamlarıyla beraber inceleyelim.


➤ İletişime Geçmek, Bağlantı kurmak, Ulaşmak:


- I tried calling your mobile phone, but I couldn't get through.

-  Seni telefondan aradım ancak ulaşamadım.

➤ Tüketmek, Yemek, Yutmak:


- I get through a bottle of coke a day.

- Günde bir şişe kola tüketirim.

➤ Bitirmek:


- Finally I got throught my work.

- Sonunda işimi bitirdim.

➤ Bir işi başarıyla tamamlamak


- She got through all her exams.

- Tüm sınavlarını başarıyla geçti/bitirdi.

➤ Bir kişiye bir işi veya bir sınavı başarmada yardımda bulunmak.


- Ömer got me through this exam.



- Ömer bu sınavı geçmemde bana yardımcı oldu.

➤ Direnmek, dayanmak, sabretmek, katlanmak, yetinmek.


- I have to be carefull with my money to get through the month.

- Ay sonunu getirebilmek için elimdeki parayla dikkatli olmak zorundayım.

➤ Kabul olmak veya bir şeyden başarıyla geçmek. (Yasalar, teklifler vb)


-  If the proposals get through, We will need to hire more workers.

- Tekliflerimiz kabul olursa, daha fazla çalışan işe almamız gerekecek.

➤ Geçmek, içinden geçip gitmek.


- The water got through the roof and wetted the carpets.

- Su çatından geçti ve halıları ıslattı.

➤ Ulaşmak:


- The message didn't get through.

- Mesaj ulaşmadı.

İngilizce Simple Past Tenses Zaman İfadeleri / Time Expressions..

Bu yayınımızda Simple Past Tense zamanını kullanırken gerek zaruri gerekse anlatımımızı zenginleştirmede gereksinim duyabileceğimiz zaman ifadelerine bir göz atalım.

⟫ Yesterday:  Bildiğimiz gibi dün demektir ve spesifik bir zaman dilimini kapsamaz.


- I spoke to our teacher yesterday.


⟫ Last: Geçen, önceki anlamındadır ve Yesterday ile birbirine yakın durumdadır.


- Last night There was a storm.


Last night/last week/last month /last year /last Tuesday/ last summer


⟫ A / an / one ______ ago:  Geçmişte bir zaman periyodunu ifade etmekte işimizi görür. Falan filan zaman önce..


a / one minute ago     > Bir dakika önce

an / one hour ago       > Bir saat önce
a / one week ago        > Bir hafta önce   vb..
a / one week ago
a / one month ago
a / one year ago


⟫ Çoğul rakamsal bir ifade   _____ ago: .......... zaman önce gibi ifadeler kullanırken faydalanılabilir.


two minutes ago    > İki dakika önce


three hours ago     > Üç saat önce
several days ago   > Bir kaç gün önce vb..
a few weeks ago
a number of months ago
many years ago

⟫The day before yesterday:  Pek farklı, egzantrik bir tabir değildir ''Two days ago'' ile eşdeğerdir.



⟫ Geçmiş zaman içindeki  Tarihler: 


in 1998

on June 21st 
on June 21st, 2000
during 1995
in the 19th Century
last Ramadan

⟫ Geçmişte yaşanmış, gerçekleşmiş bitmiş etkinlik, durum hadise olaylar vesaire..


on my last birthday

at the beginning of my class
during my childhood
when I got up this morning
when my grandfather was a boy

⟫ Early in the morning a couple of days ago: Bir kaç gün önce sabah erken saatlerde....


Daha fazlası da muhakkak vardır arkadaşlar tüm bu bahsettiklerimiz İngilizce'de Past tense kullanırken iş görecek zaman ifadelerinden belli başlıcalarıdır ve geçmiş zamanda kullanımlarına değinilmiştir herkese başarılar.

İngilizce Simple Past Tense Konu Anlatımı..

Bu yayınımızda her dilde kullanımı pek yaygın olan Türkçe'de karşılığı -di'li geçmiş zaman olan İngilizce'de ise Simple Past Tense(Basit GeçmiŞ Zaman) olan konuya göz atacağız.


Simple Past Tense bazı diğer zamanlar gibi keşmekeş bir yapıya sahip değildir yani kullanım sahası olarak ana dilimiz Türkçe'yi temel aldığımızda -di'li geçmiş zamana karşılık diyebiliriz. 

⟾ Şairin de dediği gibi: '' The simple past tense indicates that an activity or a situation began and ended at a particular time in the past''
   
Yani diyor ki; Simple Past Tense demek, geçmiş bir zamanda bir eylem veya durum başlar ve yine geçmişte biter kalır. İşte bu kadar basit bizde de öyle değil midir?  

Baknz Türkçe -di'li geçmiş zaman tanımı: Fiilin belirttiği iş ve oluşun, içinde bulunulan zamandan önce yapıldığını ve kesinlikle bittiğini ifade eder. 

- Savcı geçen hafta göreve başladı.
- Zeliha dün bize geldi.
- Tarladaki tüm mahsüller hasat edildi. gibi gibi..


⧪ Kısa bir ön açıklamadan sonra şimdi teknik kısımlara da giriş yapalım.

Simple Past Tense zamanında cümleler oluşturmak için fiile -ed takısı getiririz ancak bu takıyı
getirebiliceğimiz fiiller (regular verbs) yani düzenli fiillerdir. Düzenli fiiller ile bir kaç örnek cümle oluşturalım,

Basitçe formül >  Subject + V2 +  object.   

- I walked to school yesterday.     walk + ed.
- Dün okula yürüdüm.

- Semih lived in Kütahya for five years.     live + ed  >  liveed
- Semih Kütahya'da beş yıl yaşadı.                   

- The cougar jumped up the tree.    jump + ed 
- Puma ağaca sıçradı.

Kabaca mekanizma böyle işliyor şimdi bir kaç önemli detaylara değinelim;

⤷ Eğer ki tek heceli bir fiil < ünsüz + ünlü + ünsüz > bütünüyle oluşuyorsa, sondaki sessiz harfe aynısından bir tane ekleriz ve bunun sonunda -ed takımızı ilave ederiz.

chat > chatted  = chat + t + ed
stop > stopped = stop + p + ed

 ⤷ Ancak bu yöntem sonu  w, x, y harfleriyle biten kelimeler için geçerli olmaz.

play > played  = play + ed
fix   > fixed     = fix  + ed

⤷ Eğer düzenli bir fiilin sonu -e harfiyle bitiyorsa bu kez sadece -d takısı getiririz.

Thrive > Thrived  = Thrive + d
Live    > Lived     = Live + d

⤷ Eğer düzensiz bir fiil,  sessiz harf ile beraber  ''y'' ünsüzüyle bitiyorsa, o ''y'' ünsüzünü -i- ünlüsüne dönüştürürüz ve ardından -ed takımızı ilave ederiz. 

Cry > Cried = Cri + ed   [ ''y'' ünsüzünü ''i'' şeklinde değişime uğrattık.]
Fry > Fried  = Fri + ed   


Düzensiz fiillerde kuş bakışı işler bu şekilde cereyan ediyor. Şimdi gelelim;

Irregular Verbs yani düzensiz fiillere.. İsminden de anlaşılacağı üzere bu fiiller kendilerini o takıyla bu ek ile bir düzene bir nizama sokamayacağımızı ifade eder nitelikte. Yani düzeni, disiplini kendileri belirliyorlar ve bize sadece o fiilleri tespit edip kavramak özümsemek kalıyor üzerlerinde herhangi bir işlem, modifikasyon yapamıyoruz sadece oldukları gibi öğrenmekle mükellefiz.

Bu arada düzensiz fiillerin Past tense zamanında V2 yani ikinci biçimlerini kullanırız. Üçüncü formlarıyla bu zamanda bir işimiz yok gördüğünüzde buda neyin nesi kimin fesi demeyin.

Buy: Satın almak.    V2(verb two) ikinci  hali  ''Bought''
- I bought a new car two weeks ago.
- İki hafta önce yeni bir araba satın aldım.

Break: Kırmak  Past tense zamanında kullanacağımız  V2 ikinci hali > ''Broke''

- My sister broke the vase.
- Kız kardeşim vazoyu kırdı.

Bu örneklerden burdan Mars'a yol olur o sebeple bir kaç düzensiz fiil daha yazalım ve bu kısmı geçelim; 

bind        bound                                          
bite         bit
blow blew
break broke
breed bred
bring brought

build built
buy         bought
catch caught
choose chose
cling clung
come came
creep crept


Düzensiz fiillerin hepsinin ikinci formlarını buraya yazamayacağımız için bol bol okuyarak, alt yazılı filmler izleyerek zengin keşifler yapabilirsiniz.

Simple past tense zamanında olumsuz formda izleyeceğimiz yol;

did not / didn't şeklindedir.

- I parked my car illegaly.  
- I did not park my car illegaly. 

- I went to shopping yesterday but I didn't buy anything.

> Did not olumsuzluk ifadesini kullandığımızda fiillerimizi sade haliyle kullanırız  düzenli olsun düzensiz fiiller olsun hiçbir işlem yapmayız yaptıysakta fiili mastar durumuna getirir öyle kullanırız.

> Soru biçimi olarak ise soru sıfatımızı tercih eder ve ardindan ''do'' fiilinin ikini hali olan did veya did not kalıplarını kullanırız.

- What did you do today?
- When did you come ? 
- How did you finish this work?

Olumsuz formda oldupu gibi ''did'' söz konusu olduğundan fiilleri yine mastar haliyle kullandık.



Final olarak karışık örnek cümlelerle iyi pekiştermeler dileriz..

- I had a bad day yesterday. [have]
- What did happen? [ happen ] (soru halinde olduğundan bir değişim olmadı.)
- I paid a traffic ticket [pay]
- I finally found the right door. [find]
- I heard the thunder during the storm last day.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

11 Aralık 2017 Pazartesi

İngilizce Present Progressive / Continuous Tense Konu Anlatımı

Present Progressive / Continuous zamanı Türkçe'deki şimdiki zamana eş değerdir. -iyor,-yor eklerini fiillerimize ilave ederek ortaya çıkardığımız bir zaman türü.

Formül ise gayet basittir;


am/is/are ve fiile getirdiğimiz -ing takısı..



İlk olarak bu zamanı hangi durumlar söz konusu olduğunda kullanıyoruz bir kaç liste üzerinden bunu görelim;


➤  Konuşma anında dile getirdiğimiz eylemin gerçekleşiyor olduğunu söylerken bu zamanı kullanırız. Kısaca biz bir eylemi dile getiriyoruz ve o eylem o esnada gerçekleşiyor. Yani o eylem elbetteki sonlanmıştır ancak ifade durumunda eylemin bitmişliğinden bir bahsetme söz konusu değildir.


- My mother is talking to me now

- Annem şu anda benimle konuşuyor.

➤ Gelecekte planladığımız bir eylemi gerçekleştireceğimizi söylerken de bu zamanı kullanırız.

Türkçe'de yapmıyor muyuz? '' Bu yaz Alanya'ya tatile gidiyorum''

- I'm going to Alanya in the summer.

- Yazın Alanya'ya gidiyorum.

➤ Geçici eylemlerde ve plan program değişiklikleri için bu zamanı kullanabiliriz.


- She is studying in France this year.

- Bu yıl Fransa'da okuyor.

➤ İnsanlar tarafından moda olmuş popülerleşmiş eylemleri ifade ederken kullanırız.


- Nowadays, people are using their smart phones to connect to internet.

- Şimdilerde insanlar internete bağlanmak için akıllı telefonlarını kullanıyorlar.

Kısaltılmış form olarak;


- I am playing football / I'm playing football

şeklinde bir modifiye söz konusu olabilir.

Olumsuz form ise;


- He is playing football / He is not playing football veya He isn't playing football

şeklinde bir değişim yapılabilir.


Bir kaç örnek cümle yazalım;


- Be quite! I'm trying to concentrate.

- Today, Ahmet and Remzi  are sitting in the last row.
- After three days of rain, we are glad that the sun is shining.
- She didn't give an answer. I'm waiting for a reply.


⧪  Bu zamanla ilgili olarak önemli bir konuya da değinmek gerekiyor arkadaşlar. Bazı fiiller vardır ki şimdiki zaman anlamı katmak için o fiillere -ing takısı getiremiyoruz ve sadece olduğu gibi kullanıyoruz. Bu fiillere de ''Non-Progressive verbs'' diyoruz.


Gelin genel olarak non-progressive olan fiilleri görelim;


Know/believe/doubt/recognize/remember/suppose/understand/like/appreciate/care about/please/prefer/dislike/fear/hate/mind/belong/possess/own/desire/need/want/wish/consist of/contain/exist/matter/hear/sound/seem/look like/ressemble/agree/disagree/mean/promise/amaze/surprise..


Kabaca bu fiiller non-progressive fiillerdir ve ekstra bir durum olmadıkça -ing takısı eklenmeden kullanılır.


- I know your friend. / I'm knowing your friend.


Think fiiline bir göz atacak olursak iki şekilde de kullanılır.

Think;  şeklinde takısız eksiz kullanılırsa inanç/inanmak anlamında olur.


- I think that your friend is very nice.


Thinking; şekliyle ise o esnada kafamızdan düşüncelerin akıp gitmekte olduğu anlamı söz konusudur.


- I'm thinking about my trip to Bodrum.


⧪ Değinmemiz gereken bir diğer elzem konu ise bazı fiiller vardır ki hem Non-Progressive hem de Progressive'dir.


Look/appear/think/feel/have/see/taste/smell/love/be


-It looks cold today.       /  The child is looking outside.

- I have a car.                 / She is having a good time.
- The meal tastes salty  / I'm tasting the soup.

gibi gibi..


Son olarak bu şekilde kelime ezberler gibi tek tek bu farklılıkları detayları ezberlemeye çalışmak pek yarar getirmez ve bu konuyu kavramak adına doğru bir yol değildir. Tüm bu ayrıntılara vakıf olabilmek için bol bol okumak, hikayelerde, metinlerde veya haber yazılarında bunlarla karşılaşarak öğrenme gerçekleştirilmelidir.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...