Count: Birincil anlamı saymaktır. Sayı saymak veya bir şey saymak.
- I'm counting the pages of book.
- Kitabın sayfalarını sayıyorum.
- Count from 10 down to zero.
- 10'dan 0'a kadar say.
Count on someone/something: Birine güvenmek, inanmak, bel bağlamak. [rely on]
- I'm counting on your help.
- Senin yardımına güveniyorum.
- The whole class was counting on me.
- Bütün sınıf bana güveniyordu.
- You can always count on him to lend you money.
- Ona ödünç para vermek konusunda her zaman güvenebilirsin.
Count someone for something: Birine bir şey için güvenmek.
- You can always count on him for good advice.
- İyi nasihatlerinden dolayı ona her zaman güvenebilirsin.
Count someone to do something. Birine bir şey yapması için güvenmek.
- I can count on you to be on time.
- Vaktinde orada olman konusunda sana güvenebilirim.
Count in: Var etmek, içine almak, saymak, katmak. [to include] Türkçe'den bildiğimiz bir etkinlik, organizasyon olduğunda ''beni de say'' dediğimiz durumlar bir örnektir.
- If you're going to the party, count me in.
- Partiye gidiyorsan beni de say/kat.
Count against: Aleyhine dönmek, zararına olmak.
- Your irresponsability will count against you
- Sorumsuzluğun zararına olacak.
Count out something: Bir şey dağıtmak.
- She counted out three apples to each child.
- Her bir çocuğa üç elma dağıttı.
Count someone something: Birini bir şey saymak, farzetmek.
- She was counting herself lucky to have survived the crash.
- Kazadan sağ kurtulduğu için kendini şanslı sayıyordu/kabul ediyordu.
To Survive the crash: Kazadan sağ kurtulmak.
Count with someone: Biri için önem arz etmek, önemli olmak.
- You really count with me
- Benim için önem arz ediyorsun.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.