➤ İletişime Geçmek, Bağlantı kurmak, Ulaşmak:
- I tried calling your mobile phone, but I couldn't get through.
- Seni telefondan aradım ancak ulaşamadım.
➤ Tüketmek, Yemek, Yutmak:
- I get through a bottle of coke a day.
- Günde bir şişe kola tüketirim.
➤ Bitirmek:
- Finally I got throught my work.
- Sonunda işimi bitirdim.
➤ Bir işi başarıyla tamamlamak
- She got through all her exams.
- Tüm sınavlarını başarıyla geçti/bitirdi.
➤ Bir kişiye bir işi veya bir sınavı başarmada yardımda bulunmak.
- Ömer got me through this exam.
- Ömer bu sınavı geçmemde bana yardımcı oldu.
➤ Direnmek, dayanmak, sabretmek, katlanmak, yetinmek.
- I have to be carefull with my money to get through the month.
- Ay sonunu getirebilmek için elimdeki parayla dikkatli olmak zorundayım.
➤ Kabul olmak veya bir şeyden başarıyla geçmek. (Yasalar, teklifler vb)
- If the proposals get through, We will need to hire more workers.
- Tekliflerimiz kabul olursa, daha fazla çalışan işe almamız gerekecek.
➤ Geçmek, içinden geçip gitmek.
- The water got through the roof and wetted the carpets.
- Su çatından geçti ve halıları ıslattı.
➤ Ulaşmak:
- The message didn't get through.
- Mesaj ulaşmadı.