ingilizce küfür nasıl edilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingilizce küfür nasıl edilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2018 Salı

İngilizce ''FUCK'' Fiili Çeşitli kullanımları..

İngilizce'de FUCK fiilinin ne anlama geldiğini İngilizce'yle hiçbir ilgisi olmayan kişiler bile az çok bilmektedir. Cinsellik eylemini icra etme anlamına gelmesinin yanında Küfür, sitem, isyan, öfke, aşağılama yerine göre şakalaşma  durumlarında da tıpkı Türkçe'de de olduğu gibi argotik kullanımları da çok doğal olarak mevcuttur. Kısacası küfür, argo her dilin neredeyse vazgeçilmez bir parçası bir uzvudur. Elbette ki bu yayınımızda İngilizce dil ediniminde İngilizce öğrenenler için yaptığımız bu çalışmanın gayesi, bu dilde nitelikli küfür eden kişiler yetiştirmek değildir. Film, kitap, günlük kullanılan dil bunların tümünde kendine yer bulur argo ve bu sebeple bu şekilde başlık açmamızdaki bakış açısı, bu konunun İngilizce'nin bir parçası olmasıdır ve kullanılır kullanılmaz o şahısların ilgi alanları ve yaşayış biçimleriyle ilgilidir. Dolayısıyla biz İngilizce'nin vücudunda barındırdığı her bütünü ve parçaları blogumuzda yayınlamayı hedeflemiş bulunmaktayız. Lafı daha da uzatmadan, dil konuşmaya başlayalım ve dilbilgisel kullanım formlarına ve Türkçe'de nasıl anlamlarla eşdeğerdir bunları görelim..



FUCK: Birincil anlamı zaten sözlüklerde de karşılaşılan cinsel ilişkiye girmek şeklindedir.

➮Tek başına ünlem olarak ''Fuck!'' öfke veya acı halinde haykırış veya feryad ifadesi olabilir.
➮''Have sex'' kullanımın kaba ve argo versiyonudur.

WHAT THE FUCK: Bir dil refleksi olarak Türkçe'de sinir, öfke, sıkıntı veya yerine göre mizahın küfür seviyesine dahil edilerek kullanıldığı anlarda refleks veya iradeli olarak ağzımızdan çıkan cümlecikler veya sözcüklerdir. Bunlara örnek vermek uygun düşmez zaten örnekler kafanızda canlanmıştır.. İngilizce'de bu kalıbı tek başına kullanabildiğiniz gibi, devamında öfke, intikam vs hissi içerisinde olduğunuz cümle veya kavramı ekleyebilir, birlikte bir kullanım elde edebilirsiniz.


- What the fuck!
- What the fuck are you doing here ?
- What the fuck are you talking about ?
- What the fuck are you thinking?



➮Hedef dilde bu kullanımlara anlam vermek, artık söz konusu dilin kültürüne ahlak seviyesine yaşayış biçimine bağlıdır.

HOLY FUCK: Süpriz bir durumdaki tek soluklu haykırışınızı ifade etmeye yarar jargon camiasında. Bu defa öfke, acı yok aksine sevinç patlaması bir anlık hüküm sürmüş diyebiliriz yada şok olduk bir şeyler gelişti falan..

- You look into your bank account and see an extra 10.000₺.
- Holy fuck !

- Banka hesabınıza bakıyosunuz ve fazladan 10.000tl hesabınızda. Sonuç? Holy fuck!

➮Eş anlamlısı olarak, Holy shit/Holy fucking tedavüldedir.


FUCK YOU/HIM/HER/THEM/THAT: gibi gibi gider.. Bir şeye veya birine sinirden kudurduğunuz, öfkeden çıldırdığınız anlar olabilir veya bu ruh hallerine bağlı olarak aşağılamak, yerin dibine sokmak tutkusu.. İşte o şey veya o kişi bu fiile maruz kalır.  Ruh hali ve beyin merkezi sistemi saldırganlık üzerine programlanmış durumdadır.


- Fuck you!
- En bilindikleri hiçbir şey bilinmiyorsa bile bu muhakkak vardır.

- Someone stole your wallet.
- Fuck him!

-Cüzdanınızı çaldı biri ve tepki; onu ben şöyle ...

- I have to pay 2000₺ to the bank.
- Fuck that!


➮Screw you/him/her gibi kafadar kullanımı da mümkündür.


GO FUCK YOURSELF: Bir üstteki kullanımla aynı anlama sahiptir. Spesifik bir anlam yüklemek gerekirse, kızarıp bozararak ''sen git kendini .... '' şeklinde Türkçe karşılık verebiliriz. Nerede lazım olacak bu diyorsanız, vaziyet aynı; sinir, öfke, gıcık olma, kıl kapmak vb.. Bir üsttekinin aynısıdır dedik ya haliyle bu defa da bir saldırganlık edası olduğunu söylemek durumundayız.

- Take a good look and then go fuck yourself.

- Someone asks you if you want to pay for the bill.
- Hey why don’t you go fuck yourself.



FUCK NO/ FUCK YEAH: Tepkinize şiddet  katmak, sizde ne seviyede önemli bir etki yarattığını vurgulamak istediğinizde başına bundan bir tane ekleyebilirsiniz.

- Do you want to watch new season of ''Prison Break'' ?
- Fuck yeah!

- Are you  willing to hang out with me ?
- Fuck no!

➮Hell no or hell yeah kullanımları da bugün bu dakikalarda birilerince kullanılıyordur.

DON'T FUCK ME OVER: Bu kullanım ise, Türkçe'de ''beni kazıklama'', '' bana dümen yapma'' ''beni satma'' gibi söz kalıplarının argo düzeyindeki mevcut kullanımlarıyla aynı yere tekabül etmektedir.

- You fucked me over! You said you would be there to pick me up.


ARE YOU FUCKING WITH ME ?: Bu kez ise, ''Benimle maytap mı geçiyorsun?'' ''Benimle alay mı ediyorsun'' ifadesinden bahsediyoruz. Tabi ki bu kadar kibar değil, argoda nasıl karşılıkları varsa o hali işte.


- Did you just say you can eat 15 pieces of bread in one sitting. Are you fucking with me?
- Bir oturuşta 15 ekmek mi yedin? Ya sen benimle maytap mı geçiyorsun? gibi..


STOP FUCKING AROUND: Bu defa ise ortada hallolunması gereken bir mesele, yapılması önemli olan bir iş varken boş boş durmak, gereksiz işlere vakit harcamak durumunun karşılığında kullanılması muhtemel bir kalıptan söz ediyoruz. '' Ya yapılacak bir sürü iş var, sen böyle böyle yapıyosun, lüzumsuz işler peşindesin'' gibi.. Argo belleğinizde bu tutuma eş düşen bir karşılık varsa anlam vermek size kalmış.


- Stop fucking around on Internet and let’s get to work.
- Bir baba çemkirmesi duyuldu sanki..

FUCK UP:

To fuck up: Çok mühim derecede kötü bir şey yapmak.
To fuck someone up: Birini fena şekilde kırmak, üzmek yaralamak.

- We broke our father's painting which he spend much money.
- We fucked up! > Kibarcası, Çamura battık! Şimdi yandık!


THAT'S FUCKING STUPID: Fucking sıfatlara vurgu yapmak için ifade edilebilir.

- I'm so fucking thirsty now. Give me some barrels of water.

WHAT A STUPID FUCK: Fuck bazı durumlarda isim olarak kullanılır. Ancak ifade edilmesinin öncesinde neye ''fuck'' dedik bu belirgindir.

- Cezmi lost her keys again, what a dumb fuck.

I DON'T GIVE A FUCK: Umrumda olmaz, Banane çok da dertti, vur patlasın çal oynasın salla gitsin ben yapacağımı yaparım gibi anlamların daha argotil formlarından bahsediyoruz.


- Stop! it’s dangerous!
- I don’t give a fuck, I’m going.

➮Give a shit bir diğer kullanımıdır.

⧫Teknoloji mağazasındasınız arkadaşınız tutturdu Iphone marka telefonun son modelini alacağım diye. Siz engel olma çabasındasınız, ürün çok pahalı tuttunuz kolundan dışarı çıkarmaya çalışıyorsunuz. O da inatçı kafaya koymuş alacak ve size hiddetlendi;

- I don't give a fuck, I'm buying it.


FUCK OFF: Listede bilindiklerden bir tanesi var. Defol git, Kaybol modellerinin daha kabası, daha küfür içeren şekli.


- A homeless person asks you for money and you say, “Fuck off.”
- Olmadı :(

WHERE THE FUCK WE ARE: Nereye geldiğinizi bilmiyorsunuz ve seviyeyi dibe indirgeyerek sordunuz Neredeyiz ulan biz ? Tabi bu kadar değil seviye daha aşağıda.. Yorum sizin.

FUCKING + CARE YADA + KNOW: Bu iki fiile fucking eklediğinizde ifadenize fazladan hiddet, şiddet ve kabalık katmış olursunuz.

- Did you finished your homework?
- I already told you, I don’t fucking care.
 Bitmez bunun okulu..

SHUT THE FUCK UP: Shut up (Kapa çeneni) talebinin kabaca hali değil artık seviyenin efendiliğin kol gezemediği şekli.


FUCK UP: Dünyaya, kendisine, insanlığa, küresel ısınmaya, büyüyen şehirleşmenin olumsuz etkilerine karşı (tamam uzatmayalım) zerre etkisi, faydası olmayan aksine problem çıkaran edebaz, kopil, gereksiz insanlara denir.

- Cemil such a fuck up. All he does is cause problems.
  Cemil seni tenzih ediyoruz. sen iyisin, güzel bir insansın..


WHO THE FUCK ARE YOU?: Sen kimsin lan, Sen de kim oluyorsun ifadeleri bile kabayken bu kullanım daha da aşağıda.. Ayıp tabi şayet kullanımı var dil yaşayan bir canlı, bunlar da hayatta faal olarak yaşamını idame ettiren dil elemanları.


MOTHER FUCKER, FUCK FACE, FUCKTARD: Aptal, şerefsiz, gerizakalı gibi ve bizim söylemeye dilimizin varmadığı diğer anlamlar..

Final olarak ''Mother Fucker'' hakaret, küfür, aşağılama kategorisinde popülaritesi, kullanımı revaçta ve anlamı pis kullanımlardan biridir.

Her ne olursa olsun ''Fuck'' kelimesini gerçekten olağan üstü bir durum olmadıkça kullanmaktan uzak durmak icab etmelidir. Sonuç itibariyle İngilizce ana dilimiz olmadığından bu tanımlardan haberdar olsak dahi, herhangi bir anglofon ile iletişim halindeyken veya sosyal medyada kullanmaya yeltendiğimizde karşı taraf için farklı anlaşılabilir ve bu da nahoş bir durum ortaya çıkarabilir, bağlantınız beklenmedik bir raddeye gelebilir. Bu yüzdendir ki özellikle altyazılı yabancı dizi/film seyrederken bu tür argo kelime ve kullanımlara Türk çevirmenler farklı farklı Türkçe karşılık atfetmektedirler. Bu çevirmenin inisiyatifindedir ve genelde kaynak dildeki argo kullanımlar toplum ahlakı gibi sebeplerden ötürü tüm çıplaklığıyla hedef dile aktarılmaz.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...