Be on the verge of: Bir hadisenin veya durumun olmak üzere olduğunu, gerçekleşmeye az kaldığını, eli kulağında olduğunu ifade etmeye yarayan bir edattır. Sözlüklerde ise: -üzere, -nın eşiğinde, -üzerinde olmak gibi yaptığımız açıklamanın benzeri niteliğinde sonuçlar çıkmaktadır. Am/is/are ile kullanımında anlamsal olarak daha çok gelecek zamana atıfta bulunulmuş olur.
⧫ Akabinde noun veya noun phrase kullanırız.
- We were on the verge of divorce.
- Ayrılmanın eşiğindeydik.
- The country was on the verge of becoming prosperous and successful.
- Ülke refahın ve muvaffakiyetin eşiğindeydi.
- The two countries were on the verge of war.
- İki ülke savaşığın eşiğindeydiler.
- Some wild animals are on the verge of extinction.
- Bazı vahşi hayvanların soyları tükenmek üzere.
- The company is on the verge of bankruptcy.
- Şirket iflasın eşiğinde.
- I hear his business is on the verge of ruin.
- İşinin berbat olmak üzere olduğunu işitiyorum.
- When I was on the verge of losing you, I saw how sinful my soul was.
- Seni kaybetmenin eşiğine geldiğimde, ruhumum ne kadar hain olduğunu gördüm.
- The poor cat was on the verge of starvation.
- Zavallı kedi açlıktan ölümün eşiğindeydi.
- My dad is on the verge of death.
- Babam ölümün eşiğinde.
⧫ The verge of something olarak da kullanım mümkündür ve bir şeyin eşiğine gelmek, eşiğine ulaşmak şeklinde anlamlandırabiliriz.
- Her husband's violent and abusive behaviour drove her to the verge of despair.
- Kocasının şiddetçi ve istismarcı davranışları onu çaresizliğin eşiğine getirdi.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.
⧫ Akabinde noun veya noun phrase kullanırız.
- We were on the verge of divorce.
- Ayrılmanın eşiğindeydik.
- The country was on the verge of becoming prosperous and successful.
- Ülke refahın ve muvaffakiyetin eşiğindeydi.
- The two countries were on the verge of war.
- İki ülke savaşığın eşiğindeydiler.
- Some wild animals are on the verge of extinction.
- Bazı vahşi hayvanların soyları tükenmek üzere.
- The company is on the verge of bankruptcy.
- Şirket iflasın eşiğinde.
- I hear his business is on the verge of ruin.
- İşinin berbat olmak üzere olduğunu işitiyorum.
- When I was on the verge of losing you, I saw how sinful my soul was.
- Seni kaybetmenin eşiğine geldiğimde, ruhumum ne kadar hain olduğunu gördüm.
- The poor cat was on the verge of starvation.
- Zavallı kedi açlıktan ölümün eşiğindeydi.
- My dad is on the verge of death.
- Babam ölümün eşiğinde.
⧫ The verge of something olarak da kullanım mümkündür ve bir şeyin eşiğine gelmek, eşiğine ulaşmak şeklinde anlamlandırabiliriz.
- Her husband's violent and abusive behaviour drove her to the verge of despair.
- Kocasının şiddetçi ve istismarcı davranışları onu çaresizliğin eşiğine getirdi.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.