- All students must take an exam to reach level.
- All students have to take an exam level.
➮Bütün öğrenciler seviye atlamak için sınava girmek zorundadır. Bunun başka bir yolu yoktur bu sınav tartışmaya kapalı kati bir zorunluluktur.
Have to:
- I have to talk to her about our relation.
- Onunla ilişkimiz hakkında konuşmalıyım/konuşmak zorundayım.
- We have to hurry or we will miss the bus.
- Acele etmek zorundayız yoksa otobüsü kaçıracağız.
- Students have to listen to their teachers silently.
- Öğrenciler öğretmenlerini sessizce dinlemek zorundadırlar/dinlemeliler.
- She has to feed the puppy.
- Eniği beslemek zorundadır.
➮ Must ve Have to arasındaki küçük farka gelince, Must mecburiyet ve zorunluluk manasında ''Have to''dan biraz daha güçlüdür. zorunluluk&aciliyet hepsi bir aradır. İlave olarak Must genelde resmi alanlarda ve akademik alanlarda daha çok kullanılmaktadır.
Must:
- I must talk her right now!
- Onunla hemen şimdi konuşmalıyım.
- You must study grammar more.
- Daha fazla dilbilgisi çalışmak zorundasın.
- You must not touch the paintings.
- Tablolara dokunmamalısınız.
- I must calculate how much money I'll spend next month.
- Gelecek ay ne kadar harcayacağım hesaplamam lazım.
Have Got to: Bu kezde anlam aynıdır ve bir zorunluluk söz konusudur. Informal İngilizce'de yaygın şekilde kullanılır.
➧ Must kullanımının zorunluluk ifadesi söz konusu olduğunda past formu yoktur.
- I have got to leave now. I have an appoinment at nine.
- Şuan ayrılmam lazım, dokuzda randevum var.
- We have got to tear down this ruin.
- Bu harabeyi yıkmamız lazım.
Had to: Have to formunun geçmiş zamanıdır.> needed to..
- I had to go to see a doctor yesterday.
- Dün doktora gitmeliydim.
- We had to study last night.
- Dün geçe çalışmamız gerekiyordu.
➤ İfadede bulunduğumuz durum veya eylemin bir zorunluluğunun olmadığını ifade ederkende doğal olarak olumsuz formlarını kullanmayı tercih etmek gerekecektir.
Don't have to
Must not / mustn't (telaffuzda ilk 't' yoksayılır ve masnt şeklinde telaffuz edilir)
- Tomorrow is holiday, we don't have to go to school.
- Yarın tatil okula gitmek zorunda değiliz.
- You must not tell anyone my secret that's not fair.
- Sırrımı kimseye söylememelisin bu hoş değil.
Sokak İngilizce'sinde rastlayabileceğimiz ''gotta'' ve ''hasta'' kırpımları Have to/has to kullanımlarından türemektir.
Sorularınızı yorum kısmında sorabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder