13 Ocak 2018 Cumartesi

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [5]

Önce Metni Okuyalım

Father's Day was created to complement Mother's Day. Like Mother's Day which honors mothers and motherhood, Father's Day celebrates fatherhood and paternal bonds; it highlights the influence of fathers in society. Many countries celebrate it on the third Sunday of June, but it is also celebrated widely on other days.

Historically, Sonora Smart Dodd was the woman behind the celebration of male parenting. Her father, the Civil War veteran William Jackson Smart, was a single parent who raised his six children there. After hearing a sermon about Jarvis' Mother's Day in 1909, she told her pastor that fathers should have a similar holiday honoring them. Although she initially suggested June 5, her father's birthday, the pastors did not have enough time to prepare their sermons, and the celebration was deferred to the third Sunday of June. The first celebration was in Spokane, Washington at the YMCA (Young Men's Christian Association) on June 19, 1910.




Father's Day: Babalar günü.
To Complement: Tamamlamak, Tümlemek.
To honor someone: Birini onurlandırmak, şereflendirmek.
Motherhood: Annelik.
To celebrate: Kutlamak.
Fatherhood: Babalık
Paternal: Babadan kalma, baba ile ilgili, baba soyu.
Bond: Bağ, ilişki, yapışıklık.
To Highlight: Belirtmek, Altını çizmek, Vurgulamak.
Influence: Etki, Tesir, Nüfuz.
Society: Toplum
On the third Sunday of June: Günlerde ''on'' preposition'ı.
Widely: Yaygın biçimde.
Historically: Tarihsel olarak, Tarihçe.
Behind the celebration: Kutlamanın arkasında olan, kutlamanın fikir babası gibi..
Civil War: İç savaş.
Veteran: Eski asker, Emektar, Yaşlı kurt
Raise: Büyütmek (Çocuk)
Sermon: Vaaz, Söylev, nutuk.
Pastor: Papaz.
Similar: Benzer, Eş, Aynı.
Initially: Başlangıçta, İlk başlarda.
Suggest: Önermek, Meydana atmak, İleri sürmek.
Prepare: Hazırlamak.
To be Deferred to a date: Bir tarihe ertelenmiş olmak. To Defer fiilinden.





➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Bu metinde kelimeler, parça bütününe uygun düşen anlamlarından seçimler yapılarak servis edilmiştir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

İngilizce ''Give up'' ve ''Give in'' Arasındaki Fark..

İngilizce'de Give up ve Give in (phrasal verbs) fiilleri birbirine yakın anlamlar taşıyor olsalar da tam olarak aynı anlama sahip oldukları söylenemez.



Give up: Yaygın bir kullanımdır ve bildiğimiz üzre bir şeyden veya bir şeyi yapmaktan, denemekten vazgeçmek anlamına veya bir şeyi veya bir şey yapmayı bırakmak anlamına sahiptir. Bir hedefi, uğraşı bir çok denememiz ve girişimimiz olmasına rağmen başarılı bir sonuca ulaşamadığımızda artık vazgeçeriz.

➮ Bir şeyi yapmaktan vazgeçtiğimizde Give up + verb -ing şeklinde,
Birinden veya bir şeyden vazgeçtiğimizde Give up on + someone/something şeklinde kullanırız.


- I gave up trying looking for a job
- İş aramaktan vazgeçtim.

- The doctor advised me to give up smoking.
- Doktor sigarayı bırakmamı tavsiye etti. 

- It was a difficult time, but he never gave up hope.
- Zor zamanlardı fakat umudundan hiç vazgeçmedi/umudunu yitirmedi.

- I have given up trying to force him to change.
- Değişmesi için onu zorlamaktan vazgeçtim.

- I gave up on her years ago.
- Yıllar önce ondan vazgeçtim.

- Don't give up on me!
- Benden vazgeçme!



Give in: Bu defa ise anlam, ''Pes etmek, boyun eğmek,kabul etmek'' anlamına evrilmektedir veya bir şeye karşı, bir şey karşısında boyun eğmek, pes etmek anlamındadır.


➮ Give in + to (preposition)'uyla birlikte kullanılır.

- Turkey will never give in to terrorist's demands.
- Turkiye teröristlerin isteklerine boyun eğmeyecektir/kabul etmeyecektir.

- I don't think he will give in to your requests if you keep bothering her.
- Onu gıcık etmeye devam edersen isteklerini kabul edeceğini düşünmüyorum.

- Keep going and never give in.
- Devam et, ve asla boyun eğme.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

İngilizce One,Each,Every,One of,Each of Miktar İfadeleri..

One, Each ve Every miktar ifadeleri tekil sayılabilen isimlerde kullanılır.(singular count nouns)

- One student was late to activity.
- Bir öğrenci etkinliğe geç kaldı.

One > Sayı sıfatı olarak bir, tek anlamındadır..

- Each student has an assignment.
- Her(bir) öğrencinin bir ödevi var.

Each > Her bir anlamındadır ve tekil sayılabilen isimler için kullanılır. 


- Every student need to study hard.
- Her öğrencinin sıkı çalışmaya gereksinimleri vardır.

Every > Her/bütün anlamı vardır ve sayılabilen tekil isimlerde kullanılır. 


➲ Each ve Every temel olarak aynı anlama sahiptir.
    Every: All ile aynı anlamdadır.


- Every student has an assignment.
- All of the students have an assignment.

İki cümlede de aynı manaya gelmektedir.


One of, Each of, Every one of sayılabilen çoğul isimler için kullanılır.  Bu kalıbı  tamlama şeklinde düşünelim; Öğrencilerin her biri, Çocuklardan biri gibi.. Örneklerde de göreceğiniz gibi ilk kısım tekildir özne olduğu için fiilde tekil(singular) çekimlenir, ancak ikinci kısım çoğul(plural) şeklindedir.



- One of the cars was stolen.
- Arabalardan biri çalındı.

- Each of the children got a present.
- Çocukların her biri hediye aldı.

- Every one of the members came.
- Üyelerin her biri geldi.


➮ Everyone ve Every one arasındaki farkı da belirtmek gerekirse,

Everyone: Tanımsız, Belirsiz zamirdır. ( Indefinite pronoun) Everybody ile aynı anlama sahiptir.

- Everyone/everybody has an assignment.

Every one: Bir miktar ifadesidir. 

- I have watched every one of those movies.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

10 Ocak 2018 Çarşamba

İngilizce A few, Few & A Little, Little Kullanımları..

İngilizce'de sıklıkla karşılaştığımız A few, Few yada A little, Little miktar sıfatları mana olarak birkaç ve biraz anlamlarına gelirler. Tabi ki sadece bundan ibaret değil.


A few ve Few sayılabilen çoğul isimlerde kullanılır.


A few: Birkaç anlamına gelir sayılabilen çoğul isimlerde kullanılır. Bu kullanımda birkaç ifadesinden anlaşılmalıdır ki söz konusu nesne veya kavram pozitif anlam içermektedir. Sayıca yeterlilik ve bir tatminkarlık vurgulanmak istenmiştir.


- I made a few friends in my quarter.
- Mahallemde bir kaç arkadaş edindim.
> Birkaç arkadaş edindim ve bu yeterli, bu durumdan memnunum.

- Every evening She watches a few programs on TV.
- Her akşam Tv'de birkaç program seyreder.
> Birkaç program seyreder yeteri kadar Tv programı seyrediyor.

- Because My family is rich, I have a few motorbikes.
- Ailem zenging olduğundan, birkaç tane Motorum var.
> Ailem zengin, ee birkaç tane motorum var daha nolsun.


Few: Birkaç, Az anlamına gelir ve sayılabilen çoğul isimler için kullanılır ancak bu kez birkaç ifadesinden, söz konusu nesne veya kavramın olumsuz anlamda olduğu yeterlilik ve tatmin ediciliği olmadığını kısaca Az manasında birkaç olduğunu çıkarımsamalıyız.




- I'm not popular in school so I have few friends.

- Okulda popüler değilim o yüzden birkaç (az) arkadaşım var.
> Birkaç arkadaşım var ama az sayıdalar bu durum rahatsız edici, olumsuzluk içermekte.

- Because my family is poor, I have few toys.
- Ailem fakir olduğu için, birkaç(az) oyuncağım var.
> Birkaç oyuncak ama az, yeterli sayıda değil malum fakiriz ya oyuncak neyimize..


- Few people speak more than three languages.
- Az sayıda insan üç dilden fazla dil konuşuyor.
> Az, yeterli değil bu kadar lisan bilen insan daha fazla olmalı.



A little ve Little sayılamayan isimlerde kullanılır.


A little: Biraz anlamına sahiptir ancak bu ''biraz'' miktarca yeterlidir olumlu bir anlam ifade etmektedir. Bu biraz durumu bizim için kafi derecede şikayetçi değiliz.


- I'm pleased. I earnt a little money this month.
- Keyfim yerinde. Bu ay biraz para kazandım.
> Biraz para kazandım, sıkıntı yok işimi görürüm bu para beni götürür bir süre..

- A little lemon juice on fish makes it taste better.
- Balığın üstüne biraz limon suyu daha lezzetli olmasını sağlar.
> Biraz limon suyu, miktar ne kadar ise tatmin edici ve kafi..

- There is a little sunshine today.
- Bugün biraz güneş ışığı var.

> Oh ne güzel parıldıyor, dünyamızı aydıntmaya, içimizi ısıtmaya yetecek kadar.. 


Little: Sayılamayan isimlerde kullanılır az/biraz anlamına sahiptir ve bu defa tam tersi olarak sahip olunan, bahsi geçen şey yetmeyecek kadar azdır, kısıtlıdır memnun edici değildir.

- I have little money.
- Az (çok az) param var
> Yetmez, işimi de görmez.

- Little sunshine is better than none.
- Biraz (azıcık) güneş ışığı hiç olmamasından iyidir.
> Hava kapalı, sema bulutlarla kaplı, küçücük bir delikten saçılıyor güneş ışığı, hay!


- I put little sugar in my coffe.
- Kahveme biraz (azıcık) şeker koydum.
> Şekeri pek sevmem ya, ondan azcık koydum acımsı tadı gitsin yeter.


Son olarak Few ve Little miktar sıfatlarına Very (çok) anlamına gelen zarfı da ekleyerek bir kullanım ortaya çıkardığımızda bahsi geçen şeyin azlık derecesine biraz daha kuvvet katmış olur, az olan şeyin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu ifade etmiş oluruz.

Very few, Very little..

- Very few people know how to speak politely and respectly.
- I add very little milk to my coffee.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

İngilizce Sayılan ve Sayılamayan İsimlerde Miktar İfadeleri..

Bir önceki yayınımızda İngilizce Definite And Indefinite Article (A, An, The)  konusuna değinmiştik. Bu yayınımızda ise sayılamayan ve sayılabilen isimlerde Miktar İfadelerini nasıl ve hangi koşullarda kullanırız onları görelim.

Sayılabilen isimler için bazı miktar ifadeleri:


One/two:     One banana
Each:   Each apple
Every,: Every ball
A couple of:  Both apples
A few:  A few apples
Several:  Several apples
Many:  Many apples
A Number Of:   A number of apples

Sayılamayan isimler için bazı miktar ifadeleri:

A little: A little flour
Much: Much rice
A great deal of (epey, pek çok): A great deal of rice


Bazı miktar ifadeleri hem sayılan hem sayılamayan isimler için kullanılır:

No: No apples / No rice
Hardly any: Hardly any apples | Hardly any rice
Some/any: Some/any apples  | Some/any rice
A lot of/Lots of: A lot of/Lots of apples | A lot of/Lots of rice

Plenty of:  Plenty of apples | Plenty of rice
Most: Most apples | Most rice
All: All apples | All rice.


➩ I ate one banana diyebiliriz ancak I ate one olive oil diyemiyoruz.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

İngilizce Definite And Indefinite Article (A, An, The) Konu Anlatımı..

İngilizce'de isimlerim (Nouns) başında (A,An,The) olarak Article kullanırız veya yerine göre bunları kullanmamamız gerekir. Aşama aşama hangi durumlarda bunları kullanmamız mecburiyet haline gelir, hangi durumlarda kullanmamamız icab eder bunları görelim.



A/An: Indefinite Article olarak bildiğimiz bu unsuru bir genelleme söz konusu olduğunda kullanırız. Bahsettiğimiz kavram tekildir. (Singular) Vurguda bulunduğumuz kelime bir sınıfın veya bir grubun unsuru olan bir kelimedir ve herhangi bir şekilde spesifik, özel bir durum arz etmiyordur.

- An apple is red.

Bu cümlede biz, bir genelleme yaparak herhangi bir elmadan bahsettik. Meyve sınıfından olan herhangi bir elma o yüzden 'A' Article'ni kullandık.

- A bird has wings.
- A tree needs water to survive.
- An adjective is a word that modifies a noun.

Bu örneklerde de durum aynıdır. Sesli harfle başlayan bir isim söz konusu olduğunda 'An' şeklinde kullanım söz konusudur.

- I ate an apple.
- Bir elma yedim.

➥Tanımsız isimler ( Indefinite nouns) manaca gerçek varoluşumlardır, bir simge veya sembol değillerdir. Elmayı yedim cümlesinde, söz konusu elma, o elma bu elma değildir. Meyve kategorisinde bulunan herhangi bir elmadır, cümlede bahsi geçen elma tanımsızdır herhangi bir özelliği, belirgin bir tarafı yoktur. Bu elmanın rengi, büyüklüğü, nereden alındığı nasıl alındığı bizim bilgimiz dışında, pekte ilgilenmiyoruz zaten.


ø: A/An article'leri tekil ve sayılabilen isimler var olduğunda kullanılıyordu.  Ancak bahsi geçen isim sayılabilen çoğul isimlerden(Plural count nouns) ise veya sayılamayan bir isim ise (nouncount nouns) bu kez herhangi bir Article kullanmıyoruz.


- Fruit is good for health.

➮ Fruit sayılamayan isimlerden olduğu için ve (Indefinite) bir genelleme hasıl olduğu için herhangi bir article kullanmadık ve öylece eksiz, takısız ifade ettik.

- Gold is a metal.
- Health is one of the most important things in life.
- Water is composed of oxygen abd hydrogen.

- Tennis is a sport.
- Food is a necessity of life.
- Air is free.

Örneklere bakıldığında umarız daha anlaşılır bir şema oluşmuştur zihnimizde.



Some: Some sıfatı İngilizce'de Sayılabilen tanımsız çoğul isimlerde(Indefinite Plural Count nouns)  ve sayılamayan isimlerde (Indefinite Noncount nouns)  sıklıkla kullanılır. Yada sayı sıfatları (one,three,), a few, several, a lot of gibi miktar ifadeleri de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

- I ate some apples. 
- I ate some fruit.


The: Bir ifade, bir söylem mevzu bahis olduğunda bahsi geçen isim(noun), eğer mesajı ileten ve alıcı arasında tanımlı, bilinen spesifik bir isim ise bu kez ''the'' kullanıyoruz. Vurguladığı isim çoğul veya tekil bir isim olabilir.



- Where is my blue shirt?
- It's in the washing machine.

> Çamaşır makinesi bilinen bir makine.

- Beef is a kind of meat.
- The beef we had for dinner was delicious.

➮İlk önce Beef kelimesi genel manada sığır etidir, ikinci cümlede ise akşam yediğimiz et (beef) olduğu için tanımlı hale gelmiştir ve ''The'' almıştır.

- A dog bit me yesterday. 
- The dog bit me ran away.

> İlk cümlede köpek herhangi bir köpektir, ikinci cümlede beni ısıran köpek olduğundan tanımlı hale gelmiştir.


- I was happy to see the police man who saved me.

> Polis ? Beni kurtaran polis tanımlı durumdadır. (Beni kurtaran polis)


Article olan ''The'' bazı durumlarda kullanılmaz:

Ülke ve bölgeler için: Turkey, France, Italy, Mexico,
Ancak: The United States, The Philipines, The Dominican Republic gibi bazı istisnai ülkeler için kullanılır.
Şehir İsimleri: Ankara, Newyork, Miami, Londra
Kıta İsimleri: Asia, Europe, Africa.


Kullanıldığı alanlar:

Göl, Okyanus ve Denizler: The Pacific, The Nile.
Coğrafik Bölgeler: The Middle East, The North.
Yer küredeki Noktalar: The Equator, The North Pole, The South Pole.
Çöller, Ormanlar, Körfezler, Yarımadalar: The Sahara, The Persian Gulf, The Black Forest,
Ve Özel isimler: Ahmet, Mehmet, Yusuf..



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

9 Ocak 2018 Salı

İngilizce Sayılabilen ve Sayılamayan İsimler..

İngilizce'de Sayılan ve Sayılamayan isimler (Count and Noncount Nouns) şeklinde bildiğimiz bir gramer konusu vardır. Bu konuyu neden bilmemiz gerekiyor yani isimleri sayılan ve sayılamayan şeklinde neden iki farklı kategoride ele alıyoruz? Bunun sebebi cümle kurulumu veya bir ifade söz konusu olduğunda bahsettiğimiz isme herhangi bir sayı sıfatı ekler miyiz veya article ekler miyiz bunun kararını verebilmek için elbette..


Sayılabilen İsimler (Count Nouns): Başlığımızdan da anlaşıldığı üzere sayabildiğimiz isimleri kapsamaktadır (one,two,three) gibi..


- One chichken / Two chickens
- A chair / ten chairs
- Three oranges / six oranges.
- Five houses / One house.

➩ Bu kısım gayet basittir daha fazla mürekkep harcamayalım.. Bir kavrama sayı ekleyip sayabiliyorsak çok doğal olarak sayılabilen isim olur.



Sayılamayan İsimler( Noncount Nouns): Bu defa da üzerinde durduğumuz nokta sayılamayan isimlerdir. Sayılması mantığın sınır çizgilerini zorlayan kavramlar Sayamıyoruz bu kadar açık su götürmez bir durum. Ha ben sayarım kimse bana karışamaz derseniz buyurun sizi tutan eden yok başlayın saymaya. Amma velakin uyarmadı demeyin gülünç duruma düşersiniz. ''Two flours, Eight rices, Twenty four furnitures, Eight angers'' bu kavramları saymaya kalktığınızda etrafınızda birileri var ise ve küçükten kıkırdamalar  duymaya başladığınızda lütfen utanmayın, bozarmayın. Konumuza sayılamayan isimlerle ve bir miktar tanımı yapmak gerekli olursa, nasıl olur bunlarla devam edelim.


Sugar: Şekeri bir tane, iki tane şeklinde saymamız doğru olmaz. Küp şekeri sayarsınız; bir küp şeker, üç küp şeker..  ama toz şekeri saymak deli saçması olur. Ancak bazı miktar sıfatlarıyla buna en azından bir nicellik kazandırılabilir.

- I put some sugar in my tea.
- I put three cubes of sugar in my tea.

Çayıma biraz şeker koydum / Çayıma üç küp şeker koydum..

Sıvılar: Water, Tea, Milk, Oil, Soup, Gasoline, Blood.
Katı maddeler: Ice,Butter,Cheese,Meat,Iron,Silver, Wood, Cotton.
Gazlar: Air,Oxygen, Smoke, Nitrogen, Pollution,Steam
Tanecikli kavramlar: Wheat, Sugar, Sand, Salt, Grass, Flour, Dirt, Chalk.




➮ Genellikle soyut kavram niteliği olan isimler Sayılamayan İsimler kategorisindedir:

Beauty, Confidence, Courage, Enjoyment, Fun, Happiness, Health, Help, Honesty, Importance,
Intelligence, Justice, Knowledge, Laughter, Luck, Music, Peace, Recreation, Sleep, Truth, Grammar, Slang, Space, Energy, Homework, Vocabulary, Advice, Information,Suggestion News ve dahası..

- My friend gave me some advice.  (an advice, two advices)


Diller: French, English, Turkish, Japanese..
Çalışma Alanları: Chemistry, History, Mathematics,Psychology
Etkinlikler: Studying, Swimming, Walking, Traveling.
Tabiat olayları: Weather, Dew, Hail, Humidity, Rain, Sleet, Sunshine, Gravity gibi gibi..


➮Bazı isimler hem sayılamayan hem sayılamayan şeklinde kendilerine yer bulurlar. Ancak bir isim sayılırken ki anlamını, sayılamayan duruma geçerken orada bırakır ve yeni anlama dönüşür.


- I have black hair.  > Saçlarım siyah.
- Nebahat has a black hair on his shirt. > Nebahat'ın gömleğinde saç kılı var.

Some light > Aydınlatma işlevi gören ışık ( bir ışık, iki ışık )
Turn off the light > Bu defa lamba.  ( Bir lamba, iki lamba )

➮ Konumuza ekleyemediğimiz diğer sayılamayan isimlerde de mekanizma bu şekilde işlemektedir. Her zaman olduğu gibi bunları oturup ezberleyemeyiz kaldı ki pek yararlı da olmaz. Biraz mantık, biraz İngilizce'yle sıkı fıkı olmak bu konuyu da kavramamızda yeterli olacaktır.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...