ingilizce kelime haznesi geliştirmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingilizce kelime haznesi geliştirmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2018 Perşembe

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [7]

Ronaldo's double helps Real Madrid to 3-1 win over PSG

Ronaldo's first was a penalty that took him to 100 Champions League goals as a Real player, cancelling out Adrien Rabiot's opener for PSG. He then struck again with the second in the 83rd minute.

Cristiano Ronaldo scored twice as Real Madrid came from behind to beat Paris St Germain 3-1 on Wednesday, with the holders roaring back to life in the Champions League last-16 first leg tie after a dismal domestic campaign.

Adrien Rabiot smashed runaway Ligue 1 leaders PSG ahead in the 33rd minute but Ronaldo levelled from the penalty spot on the stroke of halftime, scoring his 100th Champions League goal for Real to set up a pulsating second half.

Ronaldo put Real in front in the 83rd minute with a scrappy strike from close range, following a cross by Marco Asensio, who made an impressive cameo appearance off the bench.

Brazilian left back Marcelo further stretched the lead in the 86th, giving PSG a tough task in the second leg at the Parc des Princes on March 6.

Source Reuters


To win over: Kazanmak.
Double: Duble (çift)
To take someone to somewhere: Birini bir yere taşımak götürmek.
Champions League: Şampiyonlar Ligi.
Goal: Gol.
As a: olarak.
Real player: Real Madrid oyuncusu.
To cancel out: İptal etmek.
Opener: Açan kimse. (gol perdesini)
To struck: Vurmak.
To score: Skor yapmak. (gol atmak)
Twice: İki kez.
To come from behind: Arkadan gelmek.
To beat: Yenmek, Vurmak, pataklamak.
Holder: Tutan şey, tutucu, sahip
Roaring: Gürleme, kükreme
First leg: İlk ayak
Dismal: Sıkıntı veren, kasvetli.
Domestic: Yerel, İç
Campaign: Sefer, kampanya, mücadele.
Smash: Kırıp dökmek, paramparça yapmak
Runaway: Kaçak, firari, sızıntı, kolay zafer.
Ahead: İleride, ileriye.
To level: Eşit seviyeye getirmek, düzgünleştirmek.
Penalty Spot: Penaltı noktası.
Stroke: Vuruş.
Pulsating: Heyecanlı, sarsmalı.
Scrappy: Bölük pörçük, derme çatma, yarım yamalak.
Close range: Yakın mesafe.
Cross: Futbolda kros koşusu.
Impressive: Etkileyici
Cameo: Sinemada yönetmenin filmde kendini kısa bir süre göstermesidir.
Bench: Yedek kulübesi, banki sıra.
Left back: Sol bek
Stretch: Uzanmak, gerinmek, uzamak.
Lead: Başta olma, önde bulunma, öncü, liderlik.
Tough task: Sıkı görev.

➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Bu metinde kelimeler, parça bütününe uygun düşen anlamlarından seçimler yapılarak servis edilmiştir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..


Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

26 Ocak 2018 Cuma

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [6]

Mother Teresa

Mother Teresa, was a Roman Catholic religious sister and missionary who lived most of her life in India. She was born on August 26, 1910 in today's Macedonia, with her family being of Albanian descent originating in Kosovo.

She was famous for founding the Missionaries of Charity, a Roman Catholic religious congregation, which in 2012 consisted of over 4,500 sisters and is active in 133 countries. Its mission was, in Mother Teresa's own words, to care for:

"the hungry, the naked, the homeless, the crippled, the blind, the lepers, all those people who feel unwanted, unloved, uncared for throughout society, people that have become a burden to the society and are shunned by everyone."

Members the Missionaries of Charity must adhere to the vows of chastity, poverty and obedience as well as a fourth vow, to give "wholehearted free service to the poorest of the poor".

Mother Teresa recieved numerous honours including the 1979 Nobel Peace Prize. In 2003, she was beatified as "Blessed Teresa of Calcutta". A second miracle credited to her intercession is required before she can be recognised as a saint by the Catholic Church.

She suffered a heart attack in Rome in 1983 while visiting Pope John Paul II. After a second attack in 1989, she received an artificial pacemaker. In 1991, after a battle with pneumonia while in Mexico, she suffered further heart problems. She offered to resign her position as head of the Missionaries of Charity, but the sisters of the congregation, in a secret ballot, voted for her to stay. Mother Teresa agreed to continue her work as head of the congregation. She died on September 5, 1997.


Roman Catholic: Katolik Roma.
Sister: Burada anlam Hristiyanlıkta kadınlara mahsus olan bir profil.
Descent: Soy.
Originating: Kökenli
Charity: Hayırsever, hayırseverlik.
Missionary: Misyoner.
Congregation: Cemaat, topluluk.
Consist of: -den oluşmak.
Over: Üzerinde.
To care for: İlgilinmek, bakımını istlenmek.
Hungry: Aç.
Naked: Çıplak.
Homeless: Evsiz.
Crippled: Sakat, kötürüm. / To cripple: Sakatlamak, felce uğratmak.
Blind: Kör
Leper: Dışlanmış, cüzzam hastalığı olan.
Burden: Yük, Yük taşıyan.
To shun by someone: Birinden çekinmek.
The vows of chastity: Bağlılık yemini.
Poverty: Yoksulluk, fakirlik.
Obedience: İtaat, bağlılık.
Wholehearted: Candan, samimi, içten.
To Receive: Almak, teslim almak
Including: Kapsayan, dahil olmak üzere, içeren
Nobel Peace Prize: Nobel Barış Ödülü.
Beatified: Kutsanmış, arınmış, aklanmış.
Honour: Şeref, onur
Blessed Teresa of Calcutta: Kalküta'nın kutsanmış Teresa'sı. (Kalküta: Hindistan'da bir yer)
Miracle: Mucize.
Intercession: Şefaat, rica.
To credit to: Atfetmek, hamletmek.
Required: Gerekli.
To Recognise: Tanımak, kabul etmek.
Saint: Aziz.
To suffer a heart attack: Kalp krizi geçirmek.
Pacemaker: Örnek alınan kişi, alanınca öncü.
Battle: Savaş, mücadele.
Pneumonia: Zatürre, saplıcan.
Secret ballot: Gizli oylama.
To stay: Kalmak, bırakmamak.
Head of something: Bir şeyin başı, lider, yönetici..
To agree to do something: Bir şey yapmayı kabul etmek.
To die: Ölmek.


➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Bu metinde kelimeler, parça bütününe uygun düşen anlamlarından seçimler yapılarak servis edilmiştir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..


Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

13 Ocak 2018 Cumartesi

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [5]

Önce Metni Okuyalım

Father's Day was created to complement Mother's Day. Like Mother's Day which honors mothers and motherhood, Father's Day celebrates fatherhood and paternal bonds; it highlights the influence of fathers in society. Many countries celebrate it on the third Sunday of June, but it is also celebrated widely on other days.

Historically, Sonora Smart Dodd was the woman behind the celebration of male parenting. Her father, the Civil War veteran William Jackson Smart, was a single parent who raised his six children there. After hearing a sermon about Jarvis' Mother's Day in 1909, she told her pastor that fathers should have a similar holiday honoring them. Although she initially suggested June 5, her father's birthday, the pastors did not have enough time to prepare their sermons, and the celebration was deferred to the third Sunday of June. The first celebration was in Spokane, Washington at the YMCA (Young Men's Christian Association) on June 19, 1910.




Father's Day: Babalar günü.
To Complement: Tamamlamak, Tümlemek.
To honor someone: Birini onurlandırmak, şereflendirmek.
Motherhood: Annelik.
To celebrate: Kutlamak.
Fatherhood: Babalık
Paternal: Babadan kalma, baba ile ilgili, baba soyu.
Bond: Bağ, ilişki, yapışıklık.
To Highlight: Belirtmek, Altını çizmek, Vurgulamak.
Influence: Etki, Tesir, Nüfuz.
Society: Toplum
On the third Sunday of June: Günlerde ''on'' preposition'ı.
Widely: Yaygın biçimde.
Historically: Tarihsel olarak, Tarihçe.
Behind the celebration: Kutlamanın arkasında olan, kutlamanın fikir babası gibi..
Civil War: İç savaş.
Veteran: Eski asker, Emektar, Yaşlı kurt
Raise: Büyütmek (Çocuk)
Sermon: Vaaz, Söylev, nutuk.
Pastor: Papaz.
Similar: Benzer, Eş, Aynı.
Initially: Başlangıçta, İlk başlarda.
Suggest: Önermek, Meydana atmak, İleri sürmek.
Prepare: Hazırlamak.
To be Deferred to a date: Bir tarihe ertelenmiş olmak. To Defer fiilinden.





➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Bu metinde kelimeler, parça bütününe uygun düşen anlamlarından seçimler yapılarak servis edilmiştir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

7 Ocak 2018 Pazar

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [4]

Önce Metni Okuyalım


It's not unusual for former political allies to fall out. It happens all the time. But normally it's done in private, and maybe hinted at in public. Not this time. Not with this President.

This is a vicious knife fight between Donald Trump and his former campaign chief and White House Chief strategist being played out across social media.

Other Trump family members and supporters are piling in too. Why? Because Steve Bannon has enraged Donald Trump with his description of a meeting that took place between the president's son, Don Jr, and son in law, Jared Kushner, with a Kremlin-linked, Russian lawyer as unpatriotic and treasonous.

- BBC

Unusual: Alışılmadık, olağandışı.
Former: Önceki, Evvelki.
Ally: Müttefik, Dost.
To Fall out: Dökülmek, Bozuşmak, Kavga etmek.
Private: Özel, Mahrem.
To hint: İma etmek, Çıtlatmak, Dokundurmak.
Public: Umumi, Halk, Kamu.
President: Başkan.
Vicious: Kirli, Bedhah, Çok kötü, Şiddetli.
Knife Fight: Bıçak kavgası, Bıçaklı kavga.
Campaign: Kampanya, Mücadele.
To Play out: Bitirmek, Tükenmek.
Across: Karşısında
Social Medİa: Sosyal Medya.
To Pil in: Doluşmak, Tıkıştırmak.
To Enrage: Çileden çıkarmak, Çok kızdırmak, Öfkelendirmek.
To take place: Meydana gelmek, Gerçekleşmek, Vuku bulmak.
Description: Tanım açıklama.
Law: Kanun, Yasa, Hukuk.
Meeting: Toplantı, Miting.
Lawyer: Avukat, Hukukçu.
Unpatriotic: Milliyetsiz, vatanperver olmayan.
Treasonous: Haince, Hain şekilde.





➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak o şekilde kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, o
layı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

2 Ocak 2018 Salı

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [3]

Önce Metni Okuyalım 

April Fool’s Day, sometimes called All Fool's Day, is on the first of April every year. People can play practical jokes. That's why you shouldn't believe what is said to you and you should be doubtful of the people around you on this day. Someone might change the time on another person's alarm to make him wake up very early or very late. Or she / he may put a lot of pepper in another's food. Of course all this is done just for fun. when the trick is played people say "April Fool" to make the poor person realize that it was just a joke.


                             


          Source My English Pages 

April Fool's Day: 1 Nisan (Burda kelimesi kelimesine çeviriden kaçınıp, kendi dilimizde Nisan 1 olan karşılığını kabul edebiliriz)
Call: Metinde ki anlamı çağrışım yapmak, anılmak, bilinmek..
To Play a joke on someone: Birine Şaka yapmak
Doubtful: Şüpheli, Kuşkulu
Pepper: Biber
Of course: Elbette ki, kuşkusuz, tabi ki
Fun. Eğlence, neşe, keyif
Trick: Aldatmaca, kandırmaca, dalga dümen..
To Realize: Farketmek, Farkına varmak..
Joke: Şaka..



➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak o şekilde kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, o

layı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

31 Aralık 2017 Pazar

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [2]

Önce Metni Okuyalım

International Women's Day (IWD) is marked on March 8 every year. Countries around the world celebrate IWD to give credit to the economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries. The IWD was first celebrated on 19 March 1911 in Germany following a declaration by the Socialist Party of America. It's only in the beginning of the 20th century that the day was officially and internationally acknowledged due to the rapid industrialization and the social protest that it accompanied.
                                         
                                     - My English Pages / (IWD)


International Women's Day: Dünya Kadınlar Günü..
To be marked: Belirlenmiş olmak, işaretlenmiş olmak..
On March: Aylarda ''on'' edatının kullanılması..
Countries Around the world: Dünya üzerindeki ülkeler / Dünya Ülkeleri..
To celebrate: Bir şeyi kutlamak..
IWD: International Women's Day..
Achivement: Başarı, zafer..
Show respect: Saygı göstermek..
Contribution: Katkı, yardım..
Development: Gelişme..
In Germany: Ülke isimlerinde ''in'' edatının kullanılıyor olması..
Declaration: Beyanname, bildiri..
Offically: Resmi olarak..
Due to: -den dolayı, - yüzünden/sebebiyle
Accompain: Arkadaşlık etmek, beraberinde gelmek, refakat etmek..
Century: Yüzyıl
Acknowledge:  kabul etmek, itiraf etmek, tanımak..
Protest: itiraz, red, protesto..
Rapid industrialization: Hızlı sanayileşme..

⧫ Countries around the world celebrate IWD to give credit to the

economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries.  
 > To give credit to .............. of women..
 > Bu cümlede give credit fiili, Kadının ülkelerindeki politik ve sosyal gelişmelerdeki başarısını, ülkelerinin gelişimine sağladıkları katkıya itibar edilmesi, yüceltilmesi için kutlamanın yapıldığını ifade eden bir anlam taşımaktadır.

➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak o şekilde kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

29 Aralık 2017 Cuma

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [1]

Önce Metni Okuyalım⧫

Anti-government demonstrations that began in Iran on Thursday have now spread to several major cities. Large numbers reportedly turned out in Rasht, in the north, and Kermanshah, in the west, with smaller protests in Isfahan, Hamadan and elsewhere. The protests began against rising prices but have spiralled into a general outcry against clerical rule and government policies. A small number of
people have been arrested in Tehran, the capital. They were among a group of 50 people who gathered in a city square, Tehran's deputy governor-general for security affairs told the Iranian Labour News Agency. The US State Department condemned the arrests and urged "all nations to publicly support the Iranian people and their demands for basic rights and an end to corruption".

- BBC


Anti-governement: Hükümet Karşıtı.
Demonstration: Gösteri
On Thursday: Günlerden bahsederken ''on'' edatını kullandığımız gerçeği..
Spread to: Bir şeyin, bir şeye/bir yere yayılması..
Reportedly: Deniliyor ki, anlatılanlara göre..
Turn out: Çıkmak.
In the north: Güney/Kuzey yönleri ifade ederken, ''in'' edatının gerekliliği..
Elsewhere: Başka yerde..
Rising Prices: Artan fiyatlar
Spiralled into a general outcry: Protestoların giderek/yayılarak  genel/ulusal bir çığlık/ayaklanış  haline gelmesi..  Spiral: kıvrılarak gitmek/sarmal yapmak
Clerical rule and government policies: Bürokrasi ve hükümet politikaları..
To Arrest: Tutuklamak, El koymak..
Gather: Toplanmak..
City Square: Şehir meydanı..
Tehran's deputy governor-general for security affairs: Güvenlik işlerinden sorumlu Tahran Millet Vekili Vali..
Iranian Labour News Agency: İran Haber Ajansı..
To Condemn someone: Birini kınamak..
Arrests: Bu defa isim hali tutuklamalar..
Policely: Açıkça, Alenen, kamu adına/ kamu yararına..
Demand: İstek talep
To Urge someone to do something: Birini güçlü/ısrarcı şekilde bir şey yapmaya davet etmek/baskı kurmak
Corruption: Bozulma,Yolsuzluk..


Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...