31 Aralık 2017 Pazar

İngilizce Arrive at / Arrive in Arasındaki Fark..

İngilizce de her fiili başımıza buyruk, her kafamız estiğinde istediğimiz yerde kullanamayabiliyoruz bazen.. Bu durumdan yola çıkarak Arrive fiilinin At/In unsurlarıyla kullanımına değinelim..

Arrive: Varmak, Ulaşmak.

To Arrive at:   Varış ve ulaşım yeri olarak herhangi bir noktadan bahsediyorsak bu şekilde ''at'' ile beraber kullanırız. Bu bir ev,iş yeri, okul, bir bina olabilir..

-When I arrived at city hall, it was closed.

 City hall bir nokta, bir yapı gibi düşünülmeli..

⧭ Soyut durumlarda da Arrive at kullanırız:

To arrive at a conclusion: Bir sonuca varmak.


To Arrive in: Bu şekilde kullanım söz konusu olduğunda ise varılan yerin çok geniş bir alanı
kapsadığını düşünebiliriz..  Bir şehir,köy veya bir ülke..

- Immigrants have arrived in Turkey.

Turkiye bir ülke olduğundan  ''in'' kullandık.


Bir ikaz edasında ifade etmek gerekir ki  Arrive to   kullanımından mümkün mertebe kaçınılmalıdır.

İngilizce Past Perfect Tense Konu Anlatımı..

İngilizce Past Perfect Konusuna detaylarıyla ve bir kaç örnekle  beraber değinelim..

İlk olarak formül  Had + V3  şeklindedir.


Past Perfect zamanını sona ermiş iki eylemin ifade edilişinde hangi eylemin daha önce bitmiş olduğunu vurgularken kullanırız. İki eylem söz konusudur ve bu iki eylemden bir tanesi, diğerinden daha önce sonlanmıştır. Ana fikir budur..



- I had gone out  when my mother arrived home.

- Annem eve vardığında ben evden ayrılmıştım/ayrılmış durumdaydım..

- When they invited us we already had started eating.

- Onlar bizi davet ettiğinde, biz çoktan yemeye başlamıştık.

- I was/had been a carpenter before I became a salesman.

- Satıcı olmadan önce marangozdum.

- By the time Selin got there, I had already left.

- Selin oraya vardığında, ben çoktan ayrılmıştım.

By the time >  -inceye kadar, -e kadar,  -meden önce, dığı zaman..


➯  Örnekleri incelediğimizde Past Perfect kullanılan cümlelerin sona erme zamanları Past Tense ile kullanılan cümlelere göre daha önceye, geriye dayanmaktadır.



After ve Before zarfları cümlenin içinde kullanılıyor ise veya kullanmayı tercih ettiysek, Past Perfect zamanı kullanma zorunluluğu ortadan kalkar ve Past Tense zamanı da uygun bir kullanım

olur. Çünkü cümledeki zaman ilişkisi, neyin önce veya sonra olduğu bu zarflarla belirtildiğinden zaman gayet açıktır.


- I had left before Selin got there.

- Selin left before I got there.

- After the customers had left, we closed the shop.

- After the customers left, We closed the shop.

⧫ Görüldüğü gibi, Before/After zarfları zamansal vurguyu zaten verdiğinden Past Perfect zorunluluğuna ihtiyaç kalmamıştır ve Past Tense zamanı da kullanıma açıktır.




Past Perfect zamanının önümüze çıktığı bir diğer alan ise, ''Reported Speech'' konusudur.

Bilindiği üzere konuşucunun ''Simple Past Tense'' ile yaptığı söylemi aktarırken bu zamanı kullanırız.


- Refik:   I lost my wallet.

- Refik: Cüzdanımı kaybettim

- Refik said that he had lost his wallet.

- Refik cüzdanını kaybettiğini söyledi.



Past Perfect zamanının karşımıza çıktığı yerlerden biri de Roman&hikaye tarzı yapıtlardır. Küçük bir hikayede yazar önce Past tense zamanıyla başlamıştır ve bahsettiği kurgunun daha öncesinde yaşanmış bir olayı Past Perfect ile anlatır. Tıpkı örneklerde görüldüğü şekilde..


Olumsuz form ise;    Had not V3 şeklindedir.
Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilir yayınımızı zenginleştirme imkanı sağlayabilirsiniz.

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [2]

Önce Metni Okuyalım

International Women's Day (IWD) is marked on March 8 every year. Countries around the world celebrate IWD to give credit to the economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries. The IWD was first celebrated on 19 March 1911 in Germany following a declaration by the Socialist Party of America. It's only in the beginning of the 20th century that the day was officially and internationally acknowledged due to the rapid industrialization and the social protest that it accompanied.
                                         
                                     - My English Pages / (IWD)


International Women's Day: Dünya Kadınlar Günü..
To be marked: Belirlenmiş olmak, işaretlenmiş olmak..
On March: Aylarda ''on'' edatının kullanılması..
Countries Around the world: Dünya üzerindeki ülkeler / Dünya Ülkeleri..
To celebrate: Bir şeyi kutlamak..
IWD: International Women's Day..
Achivement: Başarı, zafer..
Show respect: Saygı göstermek..
Contribution: Katkı, yardım..
Development: Gelişme..
In Germany: Ülke isimlerinde ''in'' edatının kullanılıyor olması..
Declaration: Beyanname, bildiri..
Offically: Resmi olarak..
Due to: -den dolayı, - yüzünden/sebebiyle
Accompain: Arkadaşlık etmek, beraberinde gelmek, refakat etmek..
Century: Yüzyıl
Acknowledge:  kabul etmek, itiraf etmek, tanımak..
Protest: itiraz, red, protesto..
Rapid industrialization: Hızlı sanayileşme..

⧫ Countries around the world celebrate IWD to give credit to the

economic, political and social achievements of women and to show respect to their contributions in the development of their countries.  
 > To give credit to .............. of women..
 > Bu cümlede give credit fiili, Kadının ülkelerindeki politik ve sosyal gelişmelerdeki başarısını, ülkelerinin gelişimine sağladıkları katkıya itibar edilmesi, yüceltilmesi için kutlamanın yapıldığını ifade eden bir anlam taşımaktadır.

➥ Bazı fiillere veya kelimelere anlam verme aşamasında, parça bütününü, konseptini göze alarak o şekilde kelimelere anlam vermek gerekmektedir. Çünkü bir fiilin birden fazla anlama gelmiş olduğu gerçeği vardır..



Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı, olayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

30 Aralık 2017 Cumartesi

İngilizce Present Perfect Progessive/Continuous Konu Anlatımı..

Bu yayınımızda İngilizce Present Perfect Progressive konusuna değiniyoruz ve bir kaç madde halinde  kabaca bu konuya bir göz atalım:

Öncelikle formülümüz  Have/Has   VERB3  + ing  şeklindedir. 



➤ İngilizce'de Present Perfect Progressive zamanını geçmişte başlamış ve şuanda da devam eden eylemin veya durumun zamansal açıdan ifadesi söz konusu olduğunda kullanırız. Yani odak noktamız geçmişte başlayan ancak halen devam eden bir eylemi zamansal açıdan vurgulamak durumunda olduğumuzda kullanıyoruz Özetle bahsi geçen eylem ve durumun zaman ve süre açısından ifadesi..


➧ Eylem veya durum geçmişte başladı.

➧ Şuan içerisinde devam ediyor
¿ Peki bu eylem ne kadar zamandır devam ediyor ne zaman başladı? ne kadar sürdü? İşte tam bu kısımda Present Perfect Progressive devreye giriyor.


- Right now I'm sitting at my chair.

- Şu anda sandalyemde oturuyorum.


⧭  Örneğe bakalım, Present Progressive şimdiki zaman cümlesi ve şuan da oturuyorum.. İzaha gerek var mı ? Yok. - Akıp giden zamanın içerisinde ben şuan sandalyede oturuyorum.. Devam

edelim:

- I have been sitting at my chair since five o'clock.

-  Saat beşten beri sandalyemde oturuyorum.

- I have been sitting at my chair for three hours

- Üç saattir sandalye de oturuyorum.

⧭ Present Perfect Progressive ile yapılan cümleye baktığımızda, o an gerçekleşen eylemin başlamasından devam ettiği ana kadar zaman ifadesiyle bir vurgu söz konusu > SINCE/FOR/ALL DAY/ALL WEEK gibi..



- It has been raining all day. It's still raining right now.

- Bütün gün yağmur yağdı/yağıyordu. Şu anda da hala yağıyor.



⧪ Ancak Sürekli olmayan fiiller dediğimiz, yani fiziki bir hareketliliğin söz konusu olmadığı, his,duygu,düşünce şeklinde zihinsel ve duygusal temelli fiillerde Present Perfect Progressive zamanını kullanmıyoruz.


Know, Hear, remember, , understand gibi gibi.. Bu fiiller söz konusu olduğunda, Present Perfect zamanını tercih ederiz.


- I Have been knowing İbrahim since I was a child.

- I have known İbrahim since I was a child.
- İbrahim'i çocukluğumdan beri tanıyorum.

➤ Present Perfect Progressive zamanı herhangi bir zaman ifadesi (time expression) ile beraber kullanılmadığı zaman, bir eylemin son günlerde, yakın zamanda halen devam ettiği anlamını bizlere bildirmelidir.



- I have been thinking about looking for a job. This one is not a profitable job.

- İş arıyorum. Şuan ki kazançlı bir iş değil.

> Burdan çıkarımımız son günlerde, şu aralar bir iş bakma düşüncesi içinde olduğumdur.




➤➣Bir diğer bilgi ise, düzenlilik, genellik ve alışkanlık ifadesi taşıyan bazı fiillerin hem Present Perfect Tense hemde Present Perfect Progressive zamanıyla kullanılabiliyor olmasıdır.


Work, Live,Teach,Wear, Study gibi ..


- I have been wearing glasses since I was five.

- I have worn glasses since I was five.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

29 Aralık 2017 Cuma

İngilizce Kelime Bilgisi Kazanımı [1]

Önce Metni Okuyalım⧫

Anti-government demonstrations that began in Iran on Thursday have now spread to several major cities. Large numbers reportedly turned out in Rasht, in the north, and Kermanshah, in the west, with smaller protests in Isfahan, Hamadan and elsewhere. The protests began against rising prices but have spiralled into a general outcry against clerical rule and government policies. A small number of
people have been arrested in Tehran, the capital. They were among a group of 50 people who gathered in a city square, Tehran's deputy governor-general for security affairs told the Iranian Labour News Agency. The US State Department condemned the arrests and urged "all nations to publicly support the Iranian people and their demands for basic rights and an end to corruption".

- BBC


Anti-governement: Hükümet Karşıtı.
Demonstration: Gösteri
On Thursday: Günlerden bahsederken ''on'' edatını kullandığımız gerçeği..
Spread to: Bir şeyin, bir şeye/bir yere yayılması..
Reportedly: Deniliyor ki, anlatılanlara göre..
Turn out: Çıkmak.
In the north: Güney/Kuzey yönleri ifade ederken, ''in'' edatının gerekliliği..
Elsewhere: Başka yerde..
Rising Prices: Artan fiyatlar
Spiralled into a general outcry: Protestoların giderek/yayılarak  genel/ulusal bir çığlık/ayaklanış  haline gelmesi..  Spiral: kıvrılarak gitmek/sarmal yapmak
Clerical rule and government policies: Bürokrasi ve hükümet politikaları..
To Arrest: Tutuklamak, El koymak..
Gather: Toplanmak..
City Square: Şehir meydanı..
Tehran's deputy governor-general for security affairs: Güvenlik işlerinden sorumlu Tahran Millet Vekili Vali..
Iranian Labour News Agency: İran Haber Ajansı..
To Condemn someone: Birini kınamak..
Arrests: Bu defa isim hali tutuklamalar..
Policely: Açıkça, Alenen, kamu adına/ kamu yararına..
Demand: İstek talep
To Urge someone to do something: Birini güçlü/ısrarcı şekilde bir şey yapmaya davet etmek/baskı kurmak
Corruption: Bozulma,Yolsuzluk..


Kelime ve kavramların anlamlarına da göz gezdirdikten sonra, metni tekrar okuyun parçayı kafanızda imajine edin ve İngilizce kelime dağarcığınıza yaptığınız yatırımın tadını çıkarın.. Yorum olarakta çeviri cümlelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

İngilizce Simple Past Tense ve Present Perfect Tense Arasındaki Fark..


Bu yayınımızda her zaman karıştırılması kaçınılmaz olan veya bu iki zamandan da örnek cümlelerle karşılaşıldığında bir mana eklemenin zor olduğu yada kimi zaman arasında hiçbir fark göremediğimiz, Simple Past Tense ve Present Perfect Tense arasındaki farklara, ince çizgilere değinmenin, mecburi veya keyfi İngilizce öğrenenlerin yararına olacağını düşündük öyleyse lafı uzatmadan kısım kısım, bir ondan bir diğerinden bu farklara bir göz atalım.




Present Perfect Tense:  Bu zamanı tercih edeceğimiz anlardan biri, söz konusu durum ve eylemimizin belirgin bir zamani tasfir etmiyor olmasıdır. Yani geçmişten bir yaşantı söz konusu ancak spesifik bir zaman belirtisi yok geçmişte bir zaman işte..


- I have met Rüzgar, but I haven't met her sister.

- Rüzgarla tanıştım ancak kız kardeşiyle tanışmadım..

➱ Bakın örneğimize baktığımızda geçmişte bir olay söz konusu ancak bunun ne söyleyenin zihinde ne de cümlenin ifade ediliş biçiminde zamanla ilgili hiç bir emare yok. Bu söylemde bulunan kişi, mazide yaşadığı bir olayı veya düşünceyi aktarıyor o kadar.


- I saw this man.

- I have seen this man.

➯ Bir örnek daha.. ikisinden de ''Bu adamı gördüm'' anlamını ediniriz. Ancak iki farklı şekilde de kullanılıyor olması zevki ve keyfi bir durum mudur değildir. Bir ayrım söz konusu.


➾ I saw this man  > Bu adamı gördüm.. Ne zaman? Geçmişte vaktini, anını bildiğim hatırladığım bir zamanda gördüm.. Bunu belirtirim veya belirtmem ama o zamana vakıfım..


➾ I have seen this man. > Bu adamı gördüm.. Ne zaman? işte bu kez, ne zaman ne vakit olduğuyla ilgili bir bilgi, bir ima yok. Gördüm mü ? Gördüm.. Bunun ne zaman olduğunu dert eden, kafasına takan kimse de yok.



Simple Past Tense: Bu kez ise, geçmiş zamandan bahsederken, belirgin, ayırt edici, spesifik bir zaman kullanmak durumundayız..


- I met Rüzgar yesterday at University, Her sister was there too, but I didn't meet her.

- Rüzgarla dün üniversitede tanıştım kardeşi de oradaydı ama onunla tanışmadım.

Yesterday öğesi burada Past Tense'in varlığını bize kavratmış olmalıdır.




Present Perfect Tense: Bu zaman işlevi olan başka bir durumda neydi geçmişte başlamış ancak halen bugün de devam eden olay ve durumlar için kullanılıyor olmasıydı..



- I have been an engineer for nine years.

- Dokuz yıldır mühendisim..

➯ Burdan ne anlıyoruz ? Ben dokuz yıldır mühendisim, yani halen mühendisim..


- I've known Ömer for ten years

- Ömer'i on senedir tanıyorum/biliyorum

➯ Bakın ben hala onu tanıyorum, bağlantı halindeyim..



Simple Past Tense: Aksi olarak bu zaman da bilindiği gibi eylem geçmişte başlamış ve kuşkusuz bitmiş, sona ermiş oluyordu..


- I was an engineer for nine years, from 1992 to 2002. Now I am a teacher.

- 1992'den 2002'ye kadar, dokuz yıldır mühendistim/mühendislik yapıyordum, şimdiyse öğretmenim.

➯ Bu örnekte de görüldüğü gibi eylem tamamlanmıştır, o süre zarfı içinde ben mühendistim ve artık

değilim.. çünkü öğretmenim, öğretmenlik yapıyorum. Bu durum ise bize Simple Past Tense zamanını kullanmayı mecbur kıldı.


- I knew Ömer for five years.

- Ömeri beş yıldır tanıyordum/biliyordum.

➯ Simple Past tense ile kullandığımız da ise, şu anda artık Ömer'i tanımam etmem, mazinin tozlu topraklı köşelerinde yok olmuş Ömer artık yok gibi bir bağlantımız da kalmamış gibi bir anlam..



⧪ Özet olarak bu iki zamanın aslında kayda değer, dikkate alınması gereken zamansal farkları olduğunu, kalemimiz yettiğince anlatmaya çalıştık umarız ki yararlı olur..



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

İngilizce Present Perfect Tense Konu Anlatımı..

İngilizce'de Present Perfect konusu;

➤ Geçmişte başlamış ve şu ana kadar sonlanmamış devam eden durumlarda ve eylemlerde kullanılır. Biz bu zamanı genel itibariyle ''FOR'' ve ''SINCE'' ile beraberde tercih edeceğimiz durumlarla karşılaşırız. Bu madde içerisinde since/for ile kullanımına değinelim.


Formül belirtmek gerekirse have/has + V3(fiilin 3. formu-Past Participle)  kombinasyonundan bahsedebiliriz.


He/She/It  ➦   has

I/you/we/you/they have

Since:   -den beri anlamına vakıftır ve kullanımında belirgin bir tarih/zaman olmak durumundadır.


- My father has been a teacher since 2003

- Babam 2003'den beri öğretmendir.

- I have been in Malatya since last January.

- Geçen Ocaktan beri Malatya'da bulunuyorum/bulunmaktayım.

For:      -dir/dır şeklinde herhangi bir zaman ifadesiyle kullanımı söz konusudur. (3 aydır/5 gündür vs)



- I have known Niyazi for nine years.

- Niyazi'yi dokuz yıldır tanıyorum/tanımaktayım.

- Mr. Ahmet have worked in the bank for five years.

- Ahmet bey beş yıldır bankada çalışıyor/çalışmaktadır.

Have been/has been  'de nedir her yerde karşımıza çıkıyor diyecek olanlar için,


have + to be 3 formülünü baz alalım.


➧ Bu zaman söz konusu olduğunda Türkçe'yle tam anlamıyla dilbilgisel bir zaman karşılığı ararsak, mantıklı bir sonuca ulaşamayız arkadaşlar  Çünkü Türkçe'de Present Perfect zamanına karşılık gelebilecek bir zaman mevcudiyeti yok. Örneklerde de anlaşılacağı üzere bu zaman için şimdiki

zamanı veya geniş zamanı kullanıyoruz. Yeri gelir -di'li geçmiş zaman bile kullanmak durumunda kalabiliriz bu zamanı ifade ederken. Sonuc itibariyle önemli olan kısmı, bu zamanın mantığını ve işlevini kavramaktır.



➤ Belirgin bir zamanı ifade etmeksizin geçmişte ve şimdiki zaman arasında tekrarlanan eylem ve durumları ifade ederken bu zamanı kullanırız.


- I have seen that film three time.

- Bu filmi üçüncü kez gördüm/görüyorum.

- They have visited us frequently

- Sık sık bizi ziyaret ettiler.

- I have eaten at his home many times.

- Çok defa onun evinde yemek yedim.


➤ Tamamlanmasının veya sonlanmasının üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş olan eylem ve durumları belirtmede kullanırız ve bunu ''Just'' ile belirginleştiririz.


- I have just eaten.

- Henüz (az önce) yedim.

- I have just left home.

- Evden yeni çıktım.


➤ Son olarak ise, yine geçmiş zaman asıllı olan ifadelerde eylemin veya durumun zamanı bilinmiyorsa veya bir önem arz etmiyorsa Present Perfect kullanırız.


- Someone has eaten my chocolate.

- Biri çikolatamı yemiş/yedi.

- I have studied English and French.

- İngilizce ve Fransızca eğitimi aldım.


➽ İngilizce'deki ever,never,yet,still ve already gibi zarflar ise genellikle Present Perfect zamanında kullanılır.

   
Ever: hiç (bir zaman), asla, herhangi bir zamanda.
Never: hiç, hiçbir zaman.
Yet: henüz, şimdiye kadar, şu ana kadar, şimdiyedek.
Still: hala
Already: zaten, evvelce, biraz önce, bir süre önce, daha önce, biraz evvel, çoktan.

- Have you finished your homework yet ?


- I still haven't finished mine.


- Ceyda has already finished his.



                        Tabloda dizilim ve olumlu olumsuz form konusunda bir kılavuza değinilmiştir.






Past Simple ve Present Perfect arasındaki farkları ayırt edebilmek için, ''İngilizce Past Simple ve Present Perfect Arasındaki Fark'' başlıklı yayınımıza göz atın.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...