18 Aralık 2017 Pazartesi

İngilizce Made from / Made of / Made out of / Made with Aralarındaki Farklar..

Olur da bir yerlerde bu iki farklı kullanımla karşılaşırız sonucunda  afallamayalım diye ''made of'' ve ''made from'' kavramlarına bir göz gezdirelim.


Made from:  Bir nesnenin yada bir ürünün nasıl üretildiğini anlatmada kullanırız.


- Plastic is made from oil.

- Plastik petrolden yapılır.

 Made of:  Bir şeyin temel madde ve özelliklerinden bahsederken kullanırız. ''Composed of'' tabiriyle eş anlamlıdır.


- She wore a beautiful necklace made of silver.

- Gümüşten yapılmış, güzel bir gerdanlık taktı.

Made out of:  Bir maddenin işlenme evresinin sonucunda başka bir maddeye dönüşme durumu söz konusu olduğunda kullanırız.


- They were living in tents made out of old plastic sheets.



- Eski plastik örtülerden yapılmış çadırlarda yaşıyorlardı.

Made with: Herhangi bir yiyecek veya içeceğin içinde kullanımış olan malzemeleri belirtmede kullanırız.


- This dish is made with beef, red peppers and herbs.

- Bu yemek dana eti, kırmızı biber, ve otlardan yapılmıştır.

Türkçe'yi temel aldığımızda hepsi genel anlamda ''-den yapılır/yapılmıştır'' manasına sahiptir ancak bu ayrımlar konusunda bilgi sahibi olmanın bir zararı dokunmaz..



Kaynak: Cambridge Dictionary

17 Aralık 2017 Pazar

İngilizce Listen For & Listen to & Listen in Tanımları..

''Listen to'' zaten anlamına aşina olduğumuz bir fiildir. Özetle ''Dinlemek'' Birini dinlemek veya müzik dinlemek gibi..

- Children don't always listen to their parents.

- I'm listening to music right now.

''Listen For'' ise bir phrasal verb  olarak karşımıza çıkar ancak sadece Dinlemek anlamının yanı sıra   ''bir sese dikkat kesilmek,odaklanmak'' yada ''bir sesi işitmek adına alarm halinde olmak'' şeklinde bir kullanıma sahiptir.


- We saw lightining and listened for thunder.


''Listen in on'' Bir sese, konuşmaya kulak vermek, kulak kabartmak, kulak misafiri olmak anlamı

vardır.

- Someone was listening in on our conversation.


''Listening in to'' Bir televizyon ve yahut radyo  yayını dinlemek anlamı vardır.


- If you like Turkish Art Music, listen in to broadcast.

14 Aralık 2017 Perşembe

İngilizce Past Progressive / Past Continuous Konu Anlatımı..

İngilizce'de Past Progressive veya Past Continuous zamanı Türkçe'de kabaca Şimdiki Zamanın hikayesi zamanına denk gelmektedir. Baknz: Şimdiki zaman anlamı veren  -(i)yor ekine di'li geçmiş zaman kipi eki olan -di'nin eklenmesiyle oluşur.  Yani özetle, Yapıyordum, ediyordum, gidiyordum, konuşuyordum şeklindeki zamandan bahsediyoruz..


Past Progressive zamanı geçmişte başlamış ancak halen devam ediyor olan eylem ve durumları ifade etmede işimize yarar. Kısaca tamamlanmamış veya bitmemiş eylem ve durumlar söz konusudur.


- Okula hiç geç kalmıyordu.

- Sözleriyle herkese neşe katıyordu.
- Sokaklarda çöp topluyordu.
- İki de bir telaşla saatine bakıyordu.

> Gördüğümüz gibi Türkçe örneklerde de eylemin bitmesiyle sonlanmasıyle ilgili bir anlam veya ibare yok, geçmiş zaman içinde o eylem veya durum gerçekleşiyormuş..


Formülümüz şu şekildedir;


am/is/are  yardımci fiilinin past participle şekli olan,


was/were  + verb + ing


Örneklerle devam edelim..


- They were waiting for the bus.

- Otobüs bekliyorlardı.

- I was having a bath at nine o'clock.

- Dokuzda duş alıyordum.

- My father was watching TV

- Babam televizyon seyrediyordu.

- I was sitting on the patio, and I was waiting for you.

- Avluda oturuyordum ve seni bekliyordum.


⟾  Sonu tek  -e harfi ile biten fiilere -ing takısı getirirken  e harfi düşer ve ekimizi öyle ilave ederiz.


Come > Coming

Engage > Engaging
Have    > Having

Ancak sone çift ''ee'' harfleriyle biten fiillerde bunu yapmayız.


Agree > Agreeing

See    > Seeing

Sonu ''ie'' harfleriyle biten kelimelerde <ie> harflerini kaldırır ve ''y'' ekleriz ardından da -ing.


Lie > Lying 



➽ Şimdiyse Simple Past Tense, Past Progressive(Continuous) zamanlarında epey kullanımı olan

When/While unsurlarını bu zamanlar dahilinde cümle dizilimi ve anlam açısından nasıl kullandığımızı görelim.


Genel manada zarf ve bağlaç pozisyonları ve görevleri olan When/While ikilisini bu konumuzla bağdaştırdığımızda  ikisi için şöyle bir Türkçe karşılık versek pek yanlış yapmış olmayız.


While : - iken

When : - diğinde, - dığında.

Aslına bakarsanız ikisi içinde Türkçe karşılık bulma söz konusu olduğunda bir tıpatıplık, bir aynılık söz konusudur ancak hangisi Past Tense, hangisi Past Progressive zamanıyla kullanılır bunu kavradığımızda, bu keşmekeş durum ortadan kalkacaktır.


- I was walking down the street, when you made a phone call to me.

- Beni aradığında, caddeden iniyordum.

Örnekteki cümlede iki eylemde aynı zamanda gerçekleşiyor ancak bir tanesi (yürümek işi) diğer eylem  (telefon araması) gerçekleşmeden önce vardı ve devam ediyordu.


- While I was walking down the street, it began to rain.

- Caddeden iniyorken,(caddeden yürüyordum)  yağmur başladı.

- While it was snowing, I lit a cigarette.

- Kar yağıyorken (kar yağıyordu) bir sigara yaktım.
- When I lit a cigarette, it was snowing.
- Sigara yaktığımda kar yağıyordu.

- When I got to school, Students were talking in Japanese or Chinese.

- Okula vardığımda öğrenciler Japonca yada Çince konuşuyorlardı.

Görüldüğü gibi [While= Past Progressive] söz konusu olduğunda, [When= Simple Past Tense] söz konusu olduğunda kullanılıyor ve ifade edilmesi gereken bağlaç anlamıda oldukça açık şekilde göz önünde. Önemli olan teknik açıdan When/While ikilisinin hangi zaman ile beraber kullanıldığını kavramak olacaktır.


Olumsuz formu ise;


was not/were not    |   wasn't/weren't


- No, I wasn't listening to music when you called me.

- We were not going to school in that day..


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

İngilizce GET THROUGH Ne demek?

Bir tür Phrasal Verb olan GET THROUGH kavramını anlamlarıyla beraber inceleyelim.


➤ İletişime Geçmek, Bağlantı kurmak, Ulaşmak:


- I tried calling your mobile phone, but I couldn't get through.

-  Seni telefondan aradım ancak ulaşamadım.

➤ Tüketmek, Yemek, Yutmak:


- I get through a bottle of coke a day.

- Günde bir şişe kola tüketirim.

➤ Bitirmek:


- Finally I got throught my work.

- Sonunda işimi bitirdim.

➤ Bir işi başarıyla tamamlamak


- She got through all her exams.

- Tüm sınavlarını başarıyla geçti/bitirdi.

➤ Bir kişiye bir işi veya bir sınavı başarmada yardımda bulunmak.


- Ömer got me through this exam.



- Ömer bu sınavı geçmemde bana yardımcı oldu.

➤ Direnmek, dayanmak, sabretmek, katlanmak, yetinmek.


- I have to be carefull with my money to get through the month.

- Ay sonunu getirebilmek için elimdeki parayla dikkatli olmak zorundayım.

➤ Kabul olmak veya bir şeyden başarıyla geçmek. (Yasalar, teklifler vb)


-  If the proposals get through, We will need to hire more workers.

- Tekliflerimiz kabul olursa, daha fazla çalışan işe almamız gerekecek.

➤ Geçmek, içinden geçip gitmek.


- The water got through the roof and wetted the carpets.

- Su çatından geçti ve halıları ıslattı.

➤ Ulaşmak:


- The message didn't get through.

- Mesaj ulaşmadı.

İngilizce Simple Past Tenses Zaman İfadeleri / Time Expressions..

Bu yayınımızda Simple Past Tense zamanını kullanırken gerek zaruri gerekse anlatımımızı zenginleştirmede gereksinim duyabileceğimiz zaman ifadelerine bir göz atalım.

⟫ Yesterday:  Bildiğimiz gibi dün demektir ve spesifik bir zaman dilimini kapsamaz.


- I spoke to our teacher yesterday.


⟫ Last: Geçen, önceki anlamındadır ve Yesterday ile birbirine yakın durumdadır.


- Last night There was a storm.


Last night/last week/last month /last year /last Tuesday/ last summer


⟫ A / an / one ______ ago:  Geçmişte bir zaman periyodunu ifade etmekte işimizi görür. Falan filan zaman önce..


a / one minute ago     > Bir dakika önce

an / one hour ago       > Bir saat önce
a / one week ago        > Bir hafta önce   vb..
a / one week ago
a / one month ago
a / one year ago


⟫ Çoğul rakamsal bir ifade   _____ ago: .......... zaman önce gibi ifadeler kullanırken faydalanılabilir.


two minutes ago    > İki dakika önce


three hours ago     > Üç saat önce
several days ago   > Bir kaç gün önce vb..
a few weeks ago
a number of months ago
many years ago

⟫The day before yesterday:  Pek farklı, egzantrik bir tabir değildir ''Two days ago'' ile eşdeğerdir.



⟫ Geçmiş zaman içindeki  Tarihler: 


in 1998

on June 21st 
on June 21st, 2000
during 1995
in the 19th Century
last Ramadan

⟫ Geçmişte yaşanmış, gerçekleşmiş bitmiş etkinlik, durum hadise olaylar vesaire..


on my last birthday

at the beginning of my class
during my childhood
when I got up this morning
when my grandfather was a boy

⟫ Early in the morning a couple of days ago: Bir kaç gün önce sabah erken saatlerde....


Daha fazlası da muhakkak vardır arkadaşlar tüm bu bahsettiklerimiz İngilizce'de Past tense kullanırken iş görecek zaman ifadelerinden belli başlıcalarıdır ve geçmiş zamanda kullanımlarına değinilmiştir herkese başarılar.

İngilizce Simple Past Tense Konu Anlatımı..

Bu yayınımızda her dilde kullanımı pek yaygın olan Türkçe'de karşılığı -di'li geçmiş zaman olan İngilizce'de ise Simple Past Tense(Basit GeçmiŞ Zaman) olan konuya göz atacağız.


Simple Past Tense bazı diğer zamanlar gibi keşmekeş bir yapıya sahip değildir yani kullanım sahası olarak ana dilimiz Türkçe'yi temel aldığımızda -di'li geçmiş zamana karşılık diyebiliriz. 

⟾ Şairin de dediği gibi: '' The simple past tense indicates that an activity or a situation began and ended at a particular time in the past''
   
Yani diyor ki; Simple Past Tense demek, geçmiş bir zamanda bir eylem veya durum başlar ve yine geçmişte biter kalır. İşte bu kadar basit bizde de öyle değil midir?  

Baknz Türkçe -di'li geçmiş zaman tanımı: Fiilin belirttiği iş ve oluşun, içinde bulunulan zamandan önce yapıldığını ve kesinlikle bittiğini ifade eder. 

- Savcı geçen hafta göreve başladı.
- Zeliha dün bize geldi.
- Tarladaki tüm mahsüller hasat edildi. gibi gibi..


⧪ Kısa bir ön açıklamadan sonra şimdi teknik kısımlara da giriş yapalım.

Simple Past Tense zamanında cümleler oluşturmak için fiile -ed takısı getiririz ancak bu takıyı
getirebiliceğimiz fiiller (regular verbs) yani düzenli fiillerdir. Düzenli fiiller ile bir kaç örnek cümle oluşturalım,

Basitçe formül >  Subject + V2 +  object.   

- I walked to school yesterday.     walk + ed.
- Dün okula yürüdüm.

- Semih lived in Kütahya for five years.     live + ed  >  liveed
- Semih Kütahya'da beş yıl yaşadı.                   

- The cougar jumped up the tree.    jump + ed 
- Puma ağaca sıçradı.

Kabaca mekanizma böyle işliyor şimdi bir kaç önemli detaylara değinelim;

⤷ Eğer ki tek heceli bir fiil < ünsüz + ünlü + ünsüz > bütünüyle oluşuyorsa, sondaki sessiz harfe aynısından bir tane ekleriz ve bunun sonunda -ed takımızı ilave ederiz.

chat > chatted  = chat + t + ed
stop > stopped = stop + p + ed

 ⤷ Ancak bu yöntem sonu  w, x, y harfleriyle biten kelimeler için geçerli olmaz.

play > played  = play + ed
fix   > fixed     = fix  + ed

⤷ Eğer düzenli bir fiilin sonu -e harfiyle bitiyorsa bu kez sadece -d takısı getiririz.

Thrive > Thrived  = Thrive + d
Live    > Lived     = Live + d

⤷ Eğer düzensiz bir fiil,  sessiz harf ile beraber  ''y'' ünsüzüyle bitiyorsa, o ''y'' ünsüzünü -i- ünlüsüne dönüştürürüz ve ardından -ed takımızı ilave ederiz. 

Cry > Cried = Cri + ed   [ ''y'' ünsüzünü ''i'' şeklinde değişime uğrattık.]
Fry > Fried  = Fri + ed   


Düzensiz fiillerde kuş bakışı işler bu şekilde cereyan ediyor. Şimdi gelelim;

Irregular Verbs yani düzensiz fiillere.. İsminden de anlaşılacağı üzere bu fiiller kendilerini o takıyla bu ek ile bir düzene bir nizama sokamayacağımızı ifade eder nitelikte. Yani düzeni, disiplini kendileri belirliyorlar ve bize sadece o fiilleri tespit edip kavramak özümsemek kalıyor üzerlerinde herhangi bir işlem, modifikasyon yapamıyoruz sadece oldukları gibi öğrenmekle mükellefiz.

Bu arada düzensiz fiillerin Past tense zamanında V2 yani ikinci biçimlerini kullanırız. Üçüncü formlarıyla bu zamanda bir işimiz yok gördüğünüzde buda neyin nesi kimin fesi demeyin.

Buy: Satın almak.    V2(verb two) ikinci  hali  ''Bought''
- I bought a new car two weeks ago.
- İki hafta önce yeni bir araba satın aldım.

Break: Kırmak  Past tense zamanında kullanacağımız  V2 ikinci hali > ''Broke''

- My sister broke the vase.
- Kız kardeşim vazoyu kırdı.

Bu örneklerden burdan Mars'a yol olur o sebeple bir kaç düzensiz fiil daha yazalım ve bu kısmı geçelim; 

bind        bound                                          
bite         bit
blow blew
break broke
breed bred
bring brought

build built
buy         bought
catch caught
choose chose
cling clung
come came
creep crept


Düzensiz fiillerin hepsinin ikinci formlarını buraya yazamayacağımız için bol bol okuyarak, alt yazılı filmler izleyerek zengin keşifler yapabilirsiniz.

Simple past tense zamanında olumsuz formda izleyeceğimiz yol;

did not / didn't şeklindedir.

- I parked my car illegaly.  
- I did not park my car illegaly. 

- I went to shopping yesterday but I didn't buy anything.

> Did not olumsuzluk ifadesini kullandığımızda fiillerimizi sade haliyle kullanırız  düzenli olsun düzensiz fiiller olsun hiçbir işlem yapmayız yaptıysakta fiili mastar durumuna getirir öyle kullanırız.

> Soru biçimi olarak ise soru sıfatımızı tercih eder ve ardindan ''do'' fiilinin ikini hali olan did veya did not kalıplarını kullanırız.

- What did you do today?
- When did you come ? 
- How did you finish this work?

Olumsuz formda oldupu gibi ''did'' söz konusu olduğundan fiilleri yine mastar haliyle kullandık.



Final olarak karışık örnek cümlelerle iyi pekiştermeler dileriz..

- I had a bad day yesterday. [have]
- What did happen? [ happen ] (soru halinde olduğundan bir değişim olmadı.)
- I paid a traffic ticket [pay]
- I finally found the right door. [find]
- I heard the thunder during the storm last day.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

11 Aralık 2017 Pazartesi

İngilizce Present Progressive / Continuous Tense Konu Anlatımı

Present Progressive / Continuous zamanı Türkçe'deki şimdiki zamana eş değerdir. -iyor,-yor eklerini fiillerimize ilave ederek ortaya çıkardığımız bir zaman türü.

Formül ise gayet basittir;


am/is/are ve fiile getirdiğimiz -ing takısı..



İlk olarak bu zamanı hangi durumlar söz konusu olduğunda kullanıyoruz bir kaç liste üzerinden bunu görelim;


➤  Konuşma anında dile getirdiğimiz eylemin gerçekleşiyor olduğunu söylerken bu zamanı kullanırız. Kısaca biz bir eylemi dile getiriyoruz ve o eylem o esnada gerçekleşiyor. Yani o eylem elbetteki sonlanmıştır ancak ifade durumunda eylemin bitmişliğinden bir bahsetme söz konusu değildir.


- My mother is talking to me now

- Annem şu anda benimle konuşuyor.

➤ Gelecekte planladığımız bir eylemi gerçekleştireceğimizi söylerken de bu zamanı kullanırız.

Türkçe'de yapmıyor muyuz? '' Bu yaz Alanya'ya tatile gidiyorum''

- I'm going to Alanya in the summer.

- Yazın Alanya'ya gidiyorum.

➤ Geçici eylemlerde ve plan program değişiklikleri için bu zamanı kullanabiliriz.


- She is studying in France this year.

- Bu yıl Fransa'da okuyor.

➤ İnsanlar tarafından moda olmuş popülerleşmiş eylemleri ifade ederken kullanırız.


- Nowadays, people are using their smart phones to connect to internet.

- Şimdilerde insanlar internete bağlanmak için akıllı telefonlarını kullanıyorlar.

Kısaltılmış form olarak;


- I am playing football / I'm playing football

şeklinde bir modifiye söz konusu olabilir.

Olumsuz form ise;


- He is playing football / He is not playing football veya He isn't playing football

şeklinde bir değişim yapılabilir.


Bir kaç örnek cümle yazalım;


- Be quite! I'm trying to concentrate.

- Today, Ahmet and Remzi  are sitting in the last row.
- After three days of rain, we are glad that the sun is shining.
- She didn't give an answer. I'm waiting for a reply.


⧪  Bu zamanla ilgili olarak önemli bir konuya da değinmek gerekiyor arkadaşlar. Bazı fiiller vardır ki şimdiki zaman anlamı katmak için o fiillere -ing takısı getiremiyoruz ve sadece olduğu gibi kullanıyoruz. Bu fiillere de ''Non-Progressive verbs'' diyoruz.


Gelin genel olarak non-progressive olan fiilleri görelim;


Know/believe/doubt/recognize/remember/suppose/understand/like/appreciate/care about/please/prefer/dislike/fear/hate/mind/belong/possess/own/desire/need/want/wish/consist of/contain/exist/matter/hear/sound/seem/look like/ressemble/agree/disagree/mean/promise/amaze/surprise..


Kabaca bu fiiller non-progressive fiillerdir ve ekstra bir durum olmadıkça -ing takısı eklenmeden kullanılır.


- I know your friend. / I'm knowing your friend.


Think fiiline bir göz atacak olursak iki şekilde de kullanılır.

Think;  şeklinde takısız eksiz kullanılırsa inanç/inanmak anlamında olur.


- I think that your friend is very nice.


Thinking; şekliyle ise o esnada kafamızdan düşüncelerin akıp gitmekte olduğu anlamı söz konusudur.


- I'm thinking about my trip to Bodrum.


⧪ Değinmemiz gereken bir diğer elzem konu ise bazı fiiller vardır ki hem Non-Progressive hem de Progressive'dir.


Look/appear/think/feel/have/see/taste/smell/love/be


-It looks cold today.       /  The child is looking outside.

- I have a car.                 / She is having a good time.
- The meal tastes salty  / I'm tasting the soup.

gibi gibi..


Son olarak bu şekilde kelime ezberler gibi tek tek bu farklılıkları detayları ezberlemeye çalışmak pek yarar getirmez ve bu konuyu kavramak adına doğru bir yol değildir. Tüm bu ayrıntılara vakıf olabilmek için bol bol okumak, hikayelerde, metinlerde veya haber yazılarında bunlarla karşılaşarak öğrenme gerçekleştirilmelidir.



Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz..

''No Longer-Any Longer'' Açıklama ve Örnek Cümleler

Değerli takipçilerimiz, No longer/Any longer/Not Any longer ve Any more şeklindeki zaman zarfları tamamiyle aynı manayı taşımaktadır. Anlam ...